(1918 S. K. m. 27, 45)
Dava: 1918 sayılı kanuna muhalefetten sanıklar, Halil ... ve Arkadaşları haklarında yapılan duruşma sonunda: Sanıklar Ayhan ..., Dinçer ..., Mehmet Rafet ..., Ahmet ..., Ahmet ... ve Hasan ...nun müsnet suçtan beraatlarına, Halil ..., İbrahim ..., Murat Tolga ..., Ali Ünal ..., İbrahim Metin ..., Erdoğan ..., Ali ..., Erdal ..., Hasan Yavuz ..., Mehmet ..., Erol ... ve Koray ... haklarında açılan kamu davasının TCK. nun 119. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, sanıklardan Ahmet Yılmaz ... ve Necip ... ...un hükümlülüklerine, Aykut ..., Kanber ... ve Ali ... hakkında açılan davanın tefrikine, Hasan Yavuz ... ve Halil ... hakkında açılan davanın mükerrer açıldığından CMUK. nun 253/3.maddesi uyarınca reddine, sanıklardan Zafer ...e ait teminatın iadesine dair Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 7.11.1996 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, Müdahil vekili ve Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 29.12.1997 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava konusu eylemler ve sanıklar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan tebliğnamedeki tefrik kararı verilmesinin gerektiğine ilişkin 1 sayılı düşünceye iştirak edilmemiştir.
I- Sanıklar Aykut ..., Kanber ... ve Ali ... haklarında verilen tefrik kararı nihai hüküm niteliğinde bulunmayıp temyizi kabil olmadığından müdahil hazine vekilinin bu sanıklarla ilgili temyiz talebinin REDDİNE,
II- Hazine vekilinin diğer sanıklarla ilgili temyiz itirazlarına ve Mahalli Cumhuriyet Savcısının temyizine gelince:
1- 30.5.1994 tarihli soruşturma raporu, dava konusu ihracat hakkında düzenlenen gümrük çıkış beyannameleri, tır karneleri ve ekleri, 24.3.1994 günlü olay tutanakları, sanıkların görev ve yetkilerini belirleyen belgeler, sanık ve tanık beyanları ile tüm dosya münderecatına göre:
... firması adına tescilli 11.3.1994 gün ve 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239 ve 240 sayılı G.Ç.B.de 818 kolide 19035 kg. net ağırlık ve 81750 adet tekstil eşyası beyan edilerek 11315378 nolu tır karnesi muhteviyatı olarak 34 JD 232/233 plakalı tıra yüklendiği ancak Erenköy Gümrüğünde yapılan aramada koli adedi tam çıkmakla beraber sayı itibariyle eşyanın 44150 adet tespit edildiği, ... ... Firması adına tescilli 11.3.1994 gün ve 242, 243 ve 244 sayılı G.Ç.B.nde 7905 kg net ağırlıkta ... firması adına tescilli aynı tarih ve 241, 245, 246 ve 247 sayılı G.Ç.B.nde ise 8970 kg net ağırlıkta tekstil eşyası beyan edilerek bu iki firmaya ait eşyaların 11279339 nolu tır karnesi muhteviyatında 34 R 4111/U 4743 plakalı tıra yüklendiği, fakat Erenköy Gümrüğünde bu tırda yapılan aramada da tır karnesine göre 885 koli (beyannamelerde toplam 870 koli) giyim eşyası bulunması gerekirken sadece 731 kolinin mevcut olduğu ve bunlardan 34 ünün de boş olduğunun anlaşıldığı, her iki firmaya ait eşya adedinin 83250 adet olması icabederken 30350 tane tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bütün beyannameler kapsamındaki eşyalar anılan tırlara İstanbul Sefaköydeki Diler Fabrikasından yüklendiği halde gümrük evrakları Bandırma Gümrük Müdürlüğünde ikmal ettirilmiş ve tırların muayene ve mühürlenmesi işlemleri ise Karacabey İlçesi hudutlarında ifa edilerek her iki tır çıkış gümrüğü olan Haydarpaşa'ya vardıklarında ihbar üzerine tırlardan birisinde uyuşturucu madde bulunması üzerine tırlarda Erenköy Gümrük Müdürlüğü görevlilerince yeniden yapılan incelemede ihraç konusu eşyaların beyannameler ve tır karnelerine nazaran noksan yüklendikleri ortaya çıkmış olup; gümrük müdürü sanık Ayhan ...ın ihracatçıya kilogram başına 2,40 dolar navlun primi ödeneceğini bilerek tırların tartılmasını sağlaması gerekirken bunun tedbirlerini almadığı, beyannameleri imzalayan gümrük komisyoncusunun gümrük komisyoncusu karnesine sahip bulunmadığını göz önünde bulundurmadığı ve söz konusu ihracatlar için memurların uyarılarına aldırmadığı gibi mükelleflerin herhangi bir müracaatları mevcut olmamasına rağmen tırların muayenesinin Karacabeyde yerine getirilmesini fazla mesai ücreti de yatırtmadan uygun gördüğü, bütün bunların mantıki bir izahının yapılamadığı; Gümrük Müdür Yardımcısı sanık Dinçer ...in de görevi gereği ağırlık üzerinden navlun primi ödeneceğini hesaba katarak ve çeki listesinde her kolide kaç adet eşya bulunduğunun kayıtlı olmayışı karşısında havaleyi buna göre vererek muayenenin tam yapılması ve ağırlığın tespiti için talimat vermesi gerektiği; muayene memurları sanıklar Mehmet Rafet ... ve Ahmet ...ın eşyaların ağırlığını tespit etmeleri gerekirken tespit etmedikleri ve hatta hiç bir muayene işleminde bulunmadıkları halde beyannamelere tam tespit yapılmış gibi şerh düştükleri; gümrük kolcusu sanıklar Ahmet Coşkunçay ve Hasan ...nun da aynı sebeplerle görevlerini mevzuata uygun şekilde yerine getirmedikleri; ihracatçı firmaların beyanlarından sorumlu oldukları, ... ve Diler firmaları yetkilileri sanıklar Halil ... ve Tolga ...nün yurt dışı ihraç bağlantısını kurarak diğer firma yetkilileriyle yapılacak ihracat için görüştükleri ve işlemlerin bu iki sanığın bilgisi dahilinde personelleri tarafından yürütüldüğü; gümrük görevlisi sanıklarla bu iki sanığın (sanık Tolga ... aynı zamanda ... firmasıyla ilgili beyannameleri imzalanmıştır), ... ... Firması adına düzenlenen beyannameleri imzalayan İ.Metin ... ve A.Yılmaz ..., ... firması adına tanzim olunan beyannameleri imzalayan İbrahim ... ve Ali Ünal ..., ... ... Firması İhracat Müdürü Erdal ..., ... firması üretim müdürü Ali ... ve bu firmanın ihracat şubesi elemanı Erdoğan ..., beyannameleri gümrük komisyoncusu sıfatıyla imzalayan H.Yavuz ..., gümrükteki işlemlerin takibiyle ilgilenen Mehmet ..., Erol ... ve Koray Mustafa ... ile haklarında dava açılan diğer sanıkların dava konusu eylemde haksız katma değer vergisi ve navlun primi alınmasını temin amacıyla birlikte hareket ettikleri öne sürülmüş olup; haksız vergi iadesi almak amacıyla çıkış beyannamelerinde eşyanın cinsi, nevi, miktarı, menşei, kıymeti gibi hususlarda yanlış beyanda bulunmanın 1918 sayılı kanunun 45.maddesine uyan suçu oluşturacağı, fiilde topluluk veya teşekkül halinin mevcudiyeti durumunda ise aynı kanunun 27/2 veya 27/1 maddesinin uygulanmasının gerekeceği nazara alınarak;
Adı geçen firmaların olaydan önce veya sonra başka müracaatlarıyla haksız vergi iadesinden bu şekilde faydalanıp faydalanmadıklarının ilgili gümrükler, vergi daireleri ve özellikle Merkez Bankasından araştırılarak tespiti, ayrıca bu konuda adı geçen firmalar ve sanıklar hakkında açılmış olup devam eden davaların bulunup bulunmadığının veya sonuçlanmış davalar olup olmadığının ilgili mercilerden sorularak tahkiki ile, ihracatçı firmaları temsile yetkili sanıklar, gümrük görevlileri, gümrük işlemlerini takip edenler ve diğer sanıkların fikri ve maddi dayanışma içinde veya önceden anlaşıp birleşmek suretiyle eylemlerinin devam edip etmediği tartışılmak ve mevzuat hükümleri ile sanıkların fiillerdeki fonksiyonları nazara alınmak yöntemiyle suçun 1918 sayılı kanunun 45.maddesi delaletiyle 27/2 veya 27/1 maddesine uyan toplu veya teşekkül halinde kaçakçılık niteliğinde bulunup bulunmadığı ve her sanığın olaylardaki görev, yetki ve fonksiyonu itibariyle suçun meydana gelişindeki sorumlulukları tartışılıp değerlendirilerek her birinin hukuki durumlarının bunun neticesine göre tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Sanıklardan Zafer ... hakkında bir hüküm kurulmaması,
Sonuç: Yasaya aykırı, Mahalli Cumhuriyet Savcısının ve müdahil hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.03.1998 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy