(556 S. KHK. m. 61/A)
Dava: Markalar Kanunu'na muhalefetten sanıklar, Recep ..., Kirkor ..., Artin ..., Hacı Ömer ... ve Bünyamin ... haklarında yapılan duruşma sonunda, beraatlarına ve zoralıma dair Beyoğlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 9.12.1997 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, müdahiller vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 11.5.1999 tarihli tebliğ namesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Müdahiller vekilinin temyizini Artin ... dışındaki sanıklara hasrettiği kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde:
1- Sanıkların eylemleri arasında fiili ve hukuki irtibat bulunmadığı gözetilmeden davaların birlikte görülüp sonuçlandırılması,
2- Başkası adına tescilli bir markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini marka sahibinin izni olmaksızın kullanmak suretiyle taklit etmek; markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde taklit ürünleri bu marka altında satmak, dağıtmak eylemleri marka tecavüzü suçunu oluşturur. Buna göre; Patent Enstitüsü'nden dava konusu markaların onaylı tescil belgeleri getirtilerek dava konusu eşyalarla müdahilden temin edilen orijinal örneklerin markalar mevzuatına hakim bir bilirkişiye tevdi edilip inceletilmesi suretiyle zabıt olunan eşyalarda kullanılan markalar yönüyle taklitlik, benzerlik ve aldatıcılık durumlarının mevcut olup olmadığının tespit ettirilmesinden sonra ticaretle uğraşan sanıkların bu eşyaların taklit olduğunu bilebilecek konumda oldukları da gözetilerek hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sonuç: Yasaya aykırı, müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.05.1999 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy