(560 S. KHK. m. 4, 18/A) (765 S. K. m. 274)
Dava: 560 sayılı kanun hükmünde kararnameye muhalefetten sanık, Fatma Bircan hakkında yapılan duruşma sonunda, hükümlülüğüne ve ertelemeye dair Kepsut Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 15.5.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının düzeltilerek onama isteyen 7.6.2002 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: I- Sanık hakkında köydeki evinin bahçesindeki fırınında ruhsatsız olarak ticari ekmek ürettiğinden fırının mühürlenerek kapatılmasına rağmen mührü bozarak ekmek üretmeye devam ettiğinden bahisle kamu davası açıldığı 560 sayılı K.H.K nin 4. maddesine göre Gıda maddeleri üreten işyeri kurmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu işyerleri imalata geçmeden önce Sağlık Bakanlığına müracaat ederek işyerinin taşıması gereken asgari teknik ve hijyenik şartlara göre çalışma izni almak zorunda oldukları ve bu hükme aykırı davranışın yaptırımının aynı kararnamenin 18/A-a maddesinde öngörülen idari para cezasını gerektirdiği, yine aynı kararnamenin 18/a maddesinde ise insan sağlığının korunması amacıyla gıda maddeleri üreten işyerlerinin 4. madde gereği taşıması gereken asgari teknik ve hijyenik şartlarını devam ettirmesi esas olup bu şartları kaybetmeleri halinde ise faaliyetlerini devam ettiremeyeceklerinin öngörüldüğü ve müeyyidesinin de belirtilen şartlara uymayan işyerleri bu şartları yerine getirinceye kadar kapatılıp mühürlenir ancak, mühür fekki halinde bu fiili işleyenlere hapis ve ağır para cezası verilir şeklinde 18/A-h maddesinde belirtildiği bu yasal düzenlemelere nazaran çalışma izni almadan ticari ekmek üretmenin idari para cezasını gerektirdiği ancak usulüne uygun açılmış işyerleri için öngörülen asgari, teknik ve hijyenik şartların devam ettirilmemesi halinde 560 sayılı K.H.K nin 4128 sayılı yasa ile değişik 18/A-h maddesi uyarınca uygulama yapılabileceği dikkate alınıp iddianamedeki tavsifte belirtilen TCK. nun 274. maddesinde düzenlenen mühür fekki suçunun oluştuğu ve delillerin takdir yetkisinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2- Davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğunun düşünülmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden ceza miktarı bakımından kazanılmış haklar saklı kalmak üzere hükmün istem gibi BOZULMASINA, 07.10.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy