(1380 S. K. m. 32, 36) (765 S. K. m. 119) (3005 S. K. m. 1, 4) (1412 S. K. m. 253, 261, 264, 265, 266)
Dava: 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa muhalefet suçundan sanıklar Cemal Ayhan ve İslam Alpboğa'nın anılan Kanunun 36/d, TCK.nun 119/4 maddeleri uyarınca 327.156.148.'er TL ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair, İzmir 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 25.4.2002 gün ve 2002/525-547 sayılı ceza kararnamesi ile anılan karara sanıklardan Cemal Ayhan'ın vaki itirazının reddine ilişkin, İzmir 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.8.2002 gün ve 2002/106 müt.sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 4.11.2002 gün ve 46228 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2002 gün ve Y.E.2002/174378 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür İhbarnamede;
1380 sayılı Kanuna muhalefet suçlarına ilişkin yargılamanın, anılan Kanunun 32/1. maddesi uyarınca 3005 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu ve ceza kararnamesi ile sonuçlandırılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, dolayısıyla da itirazın kabulü yerine reddinde isabet görülmemiş ve CMUK.nun 343.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1380 sayılı kanunun uygulanan 32/1 maddesinde bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkındaki duruşmaların 3005 sayılı yasanın 1. maddesinin (A) bendindeki yer ve aynı kanunun 4. maddesindeki zaman kayıtlarına bakılmaksızın sözü edilen kanun hükümlerine göre yapılacağı belirtildiğine göre davanın ceza kararnamesi ile sonuçlandırılması mümkün olmayıp usulen duruşma açılıp yargılama ve sonucunda hüküm kurulması zorunludur.
Diğer taraftan,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.11.1986 tarih ve 280/506 sayılı kararında da işaret olunduğu gibi CMUK'nun duruşma yapılmasına, bitirilip hüküm kurulmasına ilişkin 261, 264, 265, 266, 253. maddelerindeki usul ve kurallarına uymamak kesin biçimde yasaya aykırılığı oluşturur. Bunun sonucu olarak da esas hakkında verilen karar yargılama yapılmak suretiyle verilmiş hukuken geçerli bir karar olmayıp yok hükmündedir. Esasa ilişkin hükümlerin yazılı emir yoluyla bozulması halinde yeniden yargılama yapılmaması yargılama yapılarak ittihaz olunmuş kararlar içindir. Bu itibarla esası çözümleyen karar yargılama yapılmaksızın verilmiş olduğundan yeniden yapılacak muhakeme tekriri muhakeme mahiyetinde olmayıp ilk defa yapılacak muhakeme niteliğindedir ve bunda da zorunluluk vardır.
Sonuç: Bu itibarla yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden İzmir 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.8.2002 gün ve 2002/106 müteferrik sayılı kararının CYUY'nun 343. maddesi gereğince BOZULMASINA, ve müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince düşünülmesine 18.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy