(560 S. KHK m. 4, 12, 18/A) (765 S. K. m. 274) (5237 S. K. m. 203)
Dava: 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye muhalefetten sanık Safiye hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne ve teciline dair KEPSUT Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 15.5.2001 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının onama isteyen 17.5.2002 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1-Sanık hakkında evinin bahçesindeki fırınında ruhsatsız olarak ticari ekmek ürettiğinden fırının mühürlenerek kapatılmasına rağmen mühürü bozarak fırını kullanmaya devam ettiğinden bahisle kamu davası açıldığı 560 sayılı K.H.K.nin 4.maddesine göre "Gıda maddeleri üreten işyeri kurmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu işyerleri imalata geçmeden önce sağlık Bakanlığına müracat ederek "işyerinin" taşıması gereken asgari teknik ve hijyenik şartlara göre çalışma izni almak" zorunda oldukları ve bu hükme aykırı davranışın yaptırımının aynı kararnamenin 18/A-a maddesinde öngörülen idari para cezasının gerektirdiği, yine aynı kararnamenin 12.maddesinde ise insan sağlığının korunması amacıyla gıda maddeleri üreten işyerlerinin 4.madde gereği taşıması gereken asgari teknik ve hijyenik şartlarını devam ettirmesi esas olup bu şartları kaybetmeleri halinde ise faaliyetlerini devam ettiremiyeceklerinin öngörüldüğü ve müeyyidesinin de "belirtilen şartlara uymayan işyerleri bu şartları yerine getirinceye kadar kapatılıp mühürlenir" ancak, mühür fekki halinde bu fiili işleyenlere hapis ve ağır para cezası verilir şeklinde 18/A-h maddesinde belirtildiği, bu yasal düzenlemelere nazaran çalışma izni almadan ticari ekmek üretmenin idari para cezasını gerektirdiği, ancak usulüne uygun açılmış işyerleri için öngörülen asgari, teknik ve hijyenik şartların devam ettirilmemesi halinde 560 sayılı K.H.K.nin 4128 sayılı yasa ile değişik 18/A-h maddesi uyarınca uygulama yapılabileceği dikkate alınıp, iddianamedeki tavsifde belirtilen TCK.nun 274.maddesinde düzenlenen mühür fekki suçunun oluştuğu ve delillerin takdir yetkisinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğunun düşünülmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden ceza miktarı bakımından kazanılmış haklar saklı kalmak üzere hükmün istem gibi BOZULMASINA, 5.6.2003 günü oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
Sanığın eylemi evinin bahçesindeki fırında ruhsatsız olarak ticari ekmek üretmesi nedeniyle fırını mühürlenerek kapatılmasına rağmen mühürü bozarak fırını kullanmaya devam ettiğinden 560 sayılı K.H.K.nin 4.maddesi delaletiyle 18/A-a maddesine mümas olup sanık bu maddeye göre faaliyetten men edilmiş ancak bu madde de 18/A-h maddesinde belirtildiği gibi mühür fekki suçu düzenlenmediğinden ruhsatsız ekmek fırını işletmesi nedeniyle sanığa sadece 18/A-a maddesinde öngörülen idari para cezası uygulanır. TCK 274.maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Nitekim 18/A-1 maddesinde de mühürlemeden bahsettiği halde 18/A-h'da olduğu gibi mühür fekki halinde eylemin suç oluşturacağı belirtilmemiştir.
Ceza Genel Kurulu Kararının 31.3.1998 gün ve 7/77-126 sayılı olayımıza kıyasen uygulanabilecek bir kararında da özel yasa olan su ürünleri yasasında bir kısım suçlarda kullanılan istihsal vasıtasının zoralımı öngörüldüğü halde öngörülmeyen maddeleri için TCK 36.maddesinin uygulanmayacağını belirtmiştir. Yine 4.Ceza Dairesinin 1.5.2002 gün 2002/5641-7598 sayılı kararında 18/A-ı maddesine muhalefet halinde madde mühürlemeden bahsettiği halde tek halinde müeyyide öngörmediğinden TCK 274/1 maddesinin uygulanmayacağını belirtmiştir.
Bu nedenle sanığın eylemi 18/A-a maddesine mümas olup dosyasının görevsizlik kararıyla idareye gönderilmesi gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy