(5411 S. K. m. 160/4) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 6)
Dava: 4389 Sayılı kanuna muhalefetten sanık Erkan Y. hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne dair İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.7.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının onama isteyen 5.9.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükümden sonra yürürlüğe giren 5252 sayılı kanunun 5349 Sayılı Kanunla değişik 6.maddesi uyarınca, kanunlarda öngörülen ağır hapis cezaları hapis cezasına dönüştürüldüğü,
Keza hükümden sonra 1 Kasım 2005 gün ve 25983 Mükerrer sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe gren 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun 160/4 maddesinde Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir hükmü sanık lehine değişiklik içermekte olup anılan düzenlemeler ve 5237 sayılı kanunun 7.maddesi hükmü birlikte değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun 321 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.12.2005 günü bozmada oybirliği, gerekçesinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Pamukbank T.A.Ş., vekili aracılığı ile 17.08.2001 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, Erkan Y. isimli şahsın Bankanın yeni Güneşli Şubesinde çalıştığı sıralarda 2000 ve 2001 yılının muhtelif zamanlarında banka paralarını zimmetine geçirdiğini ileri sürerek hakkında Bankalar kanunun 22/3 maddesi uyarınca cezalandırılması için yazılı şikayette bulunmuştur.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bu şikayet evrakını 24.8.2001 gün ve 2001/ 42413 Hz; 2001/451 K.numaralı yetkisizlik kararı ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı ise yaptığı soruşturma sonucunda 24.10.2001 gün ve 2001/46690 Hz. Sayılı fezleke ile adı geçen şahıs hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3, TCK. nun 80.maddeleri uyarınca yargılamasının yapılması için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılması için soruşturma evrakını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da 12.11.2001 günlü 2001/67782 Hz; 2001/3067 iddianame numaralı iddianame ile sanık Erkan Y.'nun 4389 sayılı kanunun 22/3, TCK. nun 31,33 ve 80 maddeleri uyarınca cezalandırılması için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine kamu dava açmıştır.
Sanık hakkındaki yargılama devam ederken ve bilaharede müdahilliğine karar verilen Pamukbank T.A.Ş. vekili Av. A.Halime Güler, vekaletnamedeki yetkisine dayanarak 9.5.2002 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçe ile sanık Erkan Y. hakkında daha önce yaptıkları şikayetten feragat ettiklerini belirtmiştir.
Yargılama sonunda mahkemece sanığın suçu sabit kabul edilip sonuç olarak iki yıl 11 ay ağır hapis cezasına hükmedilmiştir.
Karar sanık vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4389 sayılı Bankalar Kanununun 24.maddesinin 1.bendinde Bu kanunda belirtilen cezalara ilişkin suçlardan dolayı kavuşturma yapılması Kurumun Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmasına bağlıdır. Bu başvuru ile kurum aynı zamanda müdahil sıfatını kazanır hükmü düzenlenmiştir. Burada sözü edilen kurum Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumudur (BBDK). Kurumun bu yazılı başvurusu kovuşturma şartıdır ve sonradan geri alınamaz şartlardandır. 24.maddenin 3.bendinde 4491 sayılı kanun ile 17.12.1999 tarihinde yapılan değişikliğe kadar Kurum dışında Banka suçları hakkında herhangi bir kişi ya da Kurumun şikayet ya da başvurusu mümkün değildir. Kurumun başvurusu olmadığı sürece Cumhuriyet Savcıları da resen soruşturma yapamamaktadırlar. 4491 sayılı kanunla 24.maddenin 3.bendi 22. maddenin (3) , (6) , (8) ve (9) numaralı fıkralarında yazılı suçlardan dolayı ilgili kuruluşların dava açma hakkı saklıdır şeklinde değiştirilmiştir. Nitekim olayımızda ilgili bankanın şikayetinin dayanağı da bu hükümdür. Bu değişiklik ile ilgili bankalara dava açma hakkı tanınmaktadır. Bu hak bir şikayet hakkıdır. 4491 sayılı kanunun değişiklik yapan 14. maddesinin gerekçesinde de ... Kurumun şikayetine bağlı kalmaksızın personeli ve ilgililer hakkında Bankaların şikayet hakkını kullanabilmesine olanak tanınmıştır denilmektedir. Bu hakkın şikayet hakkı olduğu Ceza Genel Kurulunun 17.9.2002 günlü 2002/6-204 E.-2002/309 K.sayılı kararında da oybirliği ile vurgulanmıştır. Yine bu dava hakkının bir şikayet hakkı olduğu Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Erdal N.'ın 1 basım 2002 Bankalar Hukuku adlı eserinin 453 sahifesinde de belirtilmektedir.
Gerek Kurumun yazılı başvuru hakkı gerekse zimmet suçlarından dolayı ilgililerin (Bankaların) dava hakkı (şikayet hakkı) 1.11.2005 günü yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık kanunun 162.maddesi ile yeniden hüküm altına alınmıştır.
İlgili Bankanın sözü edilen ve şikayet hakkı olarak tanımlanan bu hakkı da bir kovuşturma şartıdır. Ancak Kurumun yazılı başvurusunun aksine bu şikayet hakkı geri alınabilen soruşturma şartlarındandır.
Somut olayımızda şikayetçi Banka sanık hakkındaki şikayetinden feragat etmiş, şikayetini geri almıştır. 765 sayılı Ceza Kanunun 99.maddesine göre takibat yapılabilmesi dava veya şikayete bağlı suçlarda suçtan zarar gören kimsenin vazgeçmesi kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmaktadır.
Bu durum karşısında öncelikle sanığa, vazgeçmesi kabul edip etmediği sorulduktan sonra sonucuna karar verilmesi gerekmesinin bozma nedeni yapılması düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy