(647 S. K. m. 4)
Dava: 1163 sayılı kanuna muhalefetten sanıklar Sezgin K. ve Mustafa K. haklarında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüklerine, sanıklara verilen hapis cezasının 647 sayılı kanunun 4/5. maddesi gereğince sürücü belgesinin 1 ay geri alınması cezasına çevrilmesine dair Çanakkale Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 6.6.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar Sezgin K. ve Mustafa K. tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 17.7.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Sanıklar hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı yasanın 4. maddesindeki tedbire çevrilmesi esnasında 2918 sayılı yasada öngörülen ve ceza niteliği taşıyan sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve,
2- 27.4.2005 gün ve 25798 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 21.04.2005 kabul tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 22. maddesi ile 5083 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2. maddesine eklenen ve 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 3. fıkra ile; cezaların hesaplanmasında bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı kuralı getirilmiş olup, TCK. nun 2/2. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan bu düzenlemenin gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı icabettirmiş olup, sanıklar Sezgin K. ve Mustafa K.'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, bozmanın CMUK. nun 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen diğer sanık Şencan Ü.'e de teşmiline, 18.05.2005 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
11.5.1953 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 6085 sayılı yasanın 31. maddesinde alkollü olarak nakil vasıtası kullananların sürücü ehliyetnamelerinin 60/D fıkrasına göre geri alınacağı hükmü bulunmasına rağmen bu yasadan sonra çıkartılan 16.7.1965 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 647 sayılı yasanın 4/5. fıkrasında hernev'i ehliyet ve ruhsatnamenin muvakkaten geri alınacağı ve bunun bir tedbir olduğu belirtilmesine, yine TCK 11. maddesinde cezaların ne olduğu tek tek sayılarak sürücü belgesinin geri alınması ceza olarak gösterilmediği dikkate alındığında kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların sürücü belgesinin geri alınması tedbirine çevrilebileceği kanaatindeyim. Yasama organı böyle bir hükmü yasalaştırmasına göre bu fıkranın uygulanma zorunluluğu vardır. Yoksu bu fıkranın hangi hallerde uygulanacağı sorusu cevapsız kalmakta ya da hiç uygulanamama sonucunu doğurmaktadır. Aksine bir uygulama yasa koyucunun iradesine ters düşer. İzah edilen nedenlerle sayın çoğunluğun 1 no'lu bozma düşüncesine katılmıyorum.
647 sayılı kanunun 4/5. fıkrası her nevi ehliyet ve ruhsatnamenin muvakkaden geri alınacağı daimdir. Kanun koyucu gerekli görse idi, 6085 sayılı yasaya göre (ehliyet) olarak, 2918 sayılı yasaya göre (sürücü belgesi) olarak geçen ruhsatnamenin 647 sayılı kanunun 4/5. göre istisna olarak belirlendi.
Yasada feri ceza asli ceza olarak farklı düzenlemelerde bulunmakta ise de, belgenin tedbiren geri alınabilme özelliği ortadan kaldırmaz. Bu nedenle karara muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy