(2709 S. K. m. 21, 38) (2559 S. K. m. 2, 9) (1412 S. K. m. 97, 254) (2313 S. K. m. 3)
Dava: 2313 sayılı kanuna muhalefetten sanık Yakup İntizam hakkında yapılan duruşma sonunda; hükümlülüğüne ve müsadereye dair Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 31.1.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının düzeltilerek onama isteyen 16.9.2003 tarihli tebliğ namesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanığın ikametgahında kenevir bitkisi olduğu ihbarı alınması üzerine il merkezinde, gecikmesinde ne gibi sakınca olduğu belirtilmeden, hâkim kararı ve yetkili amir tarafından verilen sözlü emir de alınmadan ve sanığın aramaya muvafakat ettiği de belirtilmeden yapılan aramada, evin damında 50 kök kenevir bit kişi tespit edilmiş, bu şekilde arama sonucu elde edilen delille mahkumiyetine karar verilmiştir.
Anayasanın 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla değişik konut dokunulmazlığı başlıklı 21. maddesine göre Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
Yine Anayasanın 38. maddesine 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla eklenen 5. fıkrası Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez hükmünü içermektedir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 97. maddesinde Aramaya karar vermek salahiyeti hâkimindir. Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet savcıları ve savcıların muavini sıfatiyle emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler.
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın süknada veya: iş görmeğe mahsus mahaller ile kapalı yerlerde aramada bulunabilmek için o mahal ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Yukardaki fıkrada gösterilen takayyüt 96 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı mahallere şamil değildir hükmü, anılan yasanın 254. maddesine 3842 sayılı kanunla eklenen 2. fıkrasında ise Soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz amir hükmü mevcuttur.
Yine suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 2559 Sayılı Polis Vazife Ve Selahiyet Kanununun 2. maddesinin 3.fıkrasının VIII. bendinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda, zabıta tarafından suç delillerinin tesbiti veya suç faillerinin yakalanması maksadiyle yapılacak aramalar için, ... Yetkili amir tarafından verilecek sözlü emirler derhal yerine getirilir, anılan yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında ise, Polis, kamu düzenini ve anayasal hak ve özgürlükleri korumak bakımından zorunlu ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, il sınırları içinde valinin, ilçe sınırları içinde kaymakamın, somut olay ve gereksinimler için her seferinde yeniden vereceği emirle: ... sayılan eylemlerle ilgili kişileri ele geçirmek amacıyla, kişilerin üstlerini, araçlarını ve eşyasını arar, suç unsuru gördüklerine el koyar, evrakıyla birlikte adalete teslim eder.
Vali ve kaymakamın arama ve elkoymaya ilişkin emri yazıyla verilir. İvedi durumlarda sözlü olarak verilen emir en kısa zamanda yazı ile doğrulanacağı, hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi 2559 sayılı PVSK'nun anılan 9. maddesinin henüz 3.10.2001 tarihli Anayasa değişikliğine paralel olarak 4771 sayılı kanunla değiştirilmeden önceki haliyle bile suç delillerinin tespiti veya suç faillerinin yakalanması maksadiyle yapılacak aramalar için, maddede tek tek sayılan yer ve şartlarda, vali veya kaymakamın yazılı emri ile; İvedi durumlarda sözlü olarak verilen emrin en kısa zamanda yazı ile doğrulanması şartıyla polisin, ancak kişilerin üstlerini, araçlarını ve eşyasını arayabileceği düzenlenmiştir.
Kaldı ki 2559 sayılı PVSK'nun anılan 9. maddesi de 3.8.2002 tarih ve 4771 sayılı kanunla değiştirilerek Anayasanın 21 ve CMUK'nun 97. maddeleriyle uyumlu hale getirilmiştir.
Hukuk devleti, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında vurguladığı gibi bütün faaliyetlerinde hukukun egemen olduğu devlettir. Bu bağlamda devleti vatandaşına her an gözaltına alınabileceği, sorgulanabileceği, evinde arama yapılabileceği endişesini yaşatmamalıdır. Aksine, güvenlik içerisinde özgür ve onurlu bir yaşam sunmayı amaçlamalıdır. (7.C.D. 20.6.2005 gün ve 2003/3539 E-2005/8098 sayılı kararı)
Buna göre somut olay değerlendirildiğinde; alınan ihbar üzerine hâkimden arama kararı alınarak, gecikmesinde sakınca varsa yetkili merciin yazılı veya sözlü arama emri ile sanığın ikametgahında arama yapılması gerekirken, il merkezinde, gecikmesinde ne gibi sakınca olduğu belirtilmeden, hâkim kararı olmaksızın hukuka aykırı bir şekilde arama sonucu elde edilen delile dayanılarak, başkaca delille desteklenmeyen mücerret ikrarın da mahkumiyete esas teşkil edemeyeceği gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy