(4389 S. K. m. 22/3)
Dava: 4389 sayılı Kanuna muhalefetten sanıklar Hakan ve arkadaşları haklarında yapılan duruşma sonunda: Sanık Hakan'ın hükümlülüğüne, diğer sanıklar Alime ve Abbas'ın beraatlerine dair İSTANBUL 4.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 7.11.2002 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 13.1.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: I-Müdahil vekilinin sanıklar Abbas ve Alime hakkındaki temyiz istemine yönelik yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre müdahil vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Müdahil vekilinin sanık Hakan hakkındaki temyiz istemine yönelik yapılan incelemede;
1-Sanığın, mağdur Aziz adına açılan 53051 nolu vadeli döviz tevdiat hesabının imza kartonunu yok edip sahte imza kartonu düzenleyerek toplam 49.844 Euroyu sahte imza ve ödeme makbuzlarıyla hesaptan çekip TL olarak sahte imzayla mağdur adına açtığı 60051 nolu mevduat hesabına yatırdığı, mağdurun imzasını taklit ederek bu hesaptan birden fazla kez para çekerek zimmetine geçirdiği, bu suretle bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmasını önleyecek hileli işlemleri yaptığı ve zimmet eyleminin mağdurunun parasını çekmek için bankaya başvurduğu sırada ortaya çıktığı gözetilerek 4389 sayılı yasanın 22/3-2 maddesi uyarınca ceza tayini gerekirken aynı yasanın 22/3-1 maddesinden hüküm kurulması,
2-Banka zararının belirlenmesi sırasında suç tarihindeki Merkez Bankası satış kuru üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-08.12.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak hükümden sonra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 471.maddesinde "özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü getirilmiş olup, TCK.nun 33.maddesi yönünden sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı icabettirmiş, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 9.7.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy