(2253 S. K. m. 6, 26, 41) (3005 S. K. m. 1, 4)
Dava: 2918 Sayılı Kanuna muhalefetten sanık K. hakkında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; temyiz isteğinin reddine dair PAZARCIK Sulh Ceza Mahkemesi'nden verilen 17.12.2003 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi, sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın red ve onama isteyen 17.05.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen kararın, müdafii yerine usulsüz olarak sanığa tebliğ edildiği anlaşıldığından, sanığın ıttıla üzerine yaptığı temyizin süresinde kabul edilip redde ilişkin Pazarcık Sulh Ceza Mahkemesi'nin 17.12.2003 günlü ve 2003/91 Değişik İş sayılı kararı kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
1- Sanığın sorgusunun yapıldığı 17.09.2003 günlü duruşma tutanağının önceden hazırlanmış matbu evrak üzerine boşlukları doldurularak yazılması suretiyle CMUK'nun 264. maddesine aykırı davranılması,
2- 2918 Sayılı Kanunun 11212. maddesinde bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkındaki duruşmaların 3005 Sayılı Yasanın 1. maddesinin ( A ) bendindeki yer ve aynı kanunun 4. maddesindeki zaman kayıtlarına bakılmaksızın sözü edilen kanun hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiş ise de 07.08.2003 gün ve 25192 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4963 Sayılı Yasanın 8. maddesiyle 2253 Sayılı Yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "15 yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen ve genel mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili davalara çocuk mahkemelerinde bakılır" hükmünde yer alan 15 ibaresi 18 şeklinde değiştirilerek 20.11.1989 tarihinde imzalanan ve 27.01.1995 gün ve 22184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak iç hukuk kuralı haline gelen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin "bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır" yönündeki 1. maddesi hükmüne paralel düzenleme yapıldığı ve hüküm tarihinden sonra 22.05.2004 gün ve 25469 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 Sayılı Yasa ile Anayasa'nın 90. maddesine eklenen cümlede "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır" hükmü getirilmiş olup, 2253 Sayılı Yasanın 41. maddesindeki "Bu kanundaki küçük deyimi suçun işlendiği tarihte henüz 15 yaşını bitirmemiş kimseleri kapsar" hükmünü geçersiz hale getirdiği cihetle, açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca 15-18 yaş gurubuna dahil olan sanıkların da yargılamasının 2253 Sayılı Yasa hükümlerine tabi olduğu ve anılan yasanın 26. maddesi gereğince küçükler tarafından işlenen suçların soruşturma ve kovuşturmasında 3005 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3- 18 yaşından küçük olan sanığa CMUK'nun 138. maddesine göre zorunlu olarak müdafii atanmış olduğu halde, aynı yasanın 141. maddesi uyarınca müdafiinin duruşmaya gelmemesi halinde derhal bir müdafii atanabileceği hükmü gözetilmeden müdafiinin yokluğunda mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 21.12.2004 günü oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ :
07.08.2003 gün ve 25192 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4963 Sayılı Yasanın 8. maddesi ile 2253 Sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklik ile "Onbeş yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen ve genel mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili davalara çocuk mahkemelerinde bakılır" hükmünde yer alan "15 yaş sınırı" "18 yaş olarak" değiştirilmesi sonucunda 15-18 yaş grubu küçüklerin yargılamalarının da 07.08.2003 tarihinden itibaren çocuk mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş, ancak küçükler hakkında yer alan diğer muhakeme kurallarında ve 41. maddede yer alan "küçük" tanımında değişiklik yapılmamıştır.
22.05.2004 gün ve 25469 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 Sayılı Yasanın 7. fıkrası ile 2709 sayılı T.C. Anayasası'nın son fıkrasına eklenen "ek cümle" gereğince "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andıaşma hükümleri esas alınır" yeni düzenlemesinin getirilmesi üzerine, TBMM tarafından kabul edilen ve 27.01.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 1. maddesinde yer alan "çocuk tanımı" esas alınarak; suça konu dosyada, suç tarihinde 16 yaşını dolduran sanığa, temel hak ve özgürlükler bağlamında, 2253 Sayılı Yasada bulunan diğer muhakeme usullerinin de uygulanması gerektiğine dair Yüksek Dairenin ( 2 ) nolu bozma nedenine, Anayasa'ya eklenen yukarıda belirtilen ek cümle hükmünün, suç tarihi olan 05.05.2003 tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunmasına, bu değişikliğin ise; bir usul kuralını etkilemesi ve usul kurallarının ise yayım tarihlerinden itibaren yürürlüğe girmesi nedeni ile katılmamaktayım.
Full & Egal Universal Law Academy