(4250 S. K. m. 19, 28, 31, 40) (765 S. K. m. 72) (2559 S. K. m. 7, 8) (YCGK. 17.12.2002 T. 2002/7-298 E. 2002/431 K.)
Dava: 4250 sayılı kanuna muhalefetten sanık Mehmet Ali Öneş hakkında yapılan duruşma sonunda, hükümlülüğüne dair Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1.11.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi üst cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 13.1.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: I- Üst Cumhuriyet Savcısı sanık lehine temyiz talebinden vazgeçtiğinden bu hususta inceleme yapılmasına yer olmadığına,
II- 1- Tekel ruhsatı bulunan tekel bayisinde açıkta içki satma ruhsatı olmadığı halde açıkta içki satışı yapmaktan dolayı sanık hakkında dava açılmış olup; ispirto ile bira ve şarap dahil her çeşit ispirtolu içkileri açık olarak satanların 2559 sayılı yasanın 7. maddesine göre en büyük mülki amirden içki yerleri için aranan ruhsatı alma mecburiyetinin 4250 sayılı yasanın 19/2 maddesiyle getirilmiş bulunduğu 4250 sayılı kanunun 31. maddesi 24.6.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 560 sayılı K.H.K.ile yürürlükten kaldırılmakla eylem anılan yasa yönüyle müeyyidesiz kalmakla beraber anılan yasa maddesinin K.H.K.ile kaldırılamayacağı ve yürürlükte olduğu kabul edilse dahi suçun bahsi geçen K.H.K. nin yayınlanmasından sonra işlenmiş bulunduğundan suç işleme kastının bulunmadığı kaldı ki Yüksek Ceza Genel Kurulunun 17.12.2002 gün ve 2002/7-298-431 sayılı kararında da belirtildiği üzere 20.1.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4619 sayılı yasanın 4. maddesiyle 4250 sayılı yasanın 28. maddesi de değiştirilerek aynı yasanın 19. maddesinin 1, 3 ve 4.fıkralarına aykırı davranmanın yaptırımının bu madde ile gösterildiği, ancak sanığın eylemi açıktan alkollü içki satmak olup bu eylemin 19. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmekle değişik 28. madde ile de yaptırım altına alınmadığı cihetle fiilin 4250 sayılı yasanın 19 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 7 ve 8. maddelerine göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sanığın isnat olunan suçtan beraatına, idari yönden gereğinin takdiri için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de,
2- Hükmolunan para cezası kamu para cezası niteliğinde ise de, 4250 sayılı yasanın 40. maddesi gereğince idarece tahsil edileceğinden TCK'nun 72. maddesi uyarınca hapisten çevrilme para cezası ile birlikte içtima ettirilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24.06.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy