(1412 S. K. m. 317) (4721 S. K. m. 471) (765 S. K. m. 33) (4389 S. K. m. 24)
Dava: 4389 Sayılı kanuna muhalefetten sanık Bülent Tarhan hakkında yapılan duruşma sonunda, hükümlülüğüne dair Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 2.10.2003 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde, müdahil vekili yönünden süresinden sonra istenilerek, sanık vekili yönünden de duruşmalı inceleme isteğinde bulunulan dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının red ve onama isteyen 3.8.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle, sanık hakkında tayin olunan cezanın miktar ve niteliği itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliği ile karar verildikten, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının düşüncesi alındıktan ve sanık vekili Av. Nurullah Albayrak savunmasını yaptıktan sonra dosyadaki kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: I- Müdahil vekilinin yasal süresinden sonra vaki temyiz inceleme isteğinin CMUK 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II- Sanık vekilinin temyizine gelince,
Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin 22.11.2001 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş, kabule göre ağır para cezasının eksik tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında yapılan duruşma sonunda toplanan deliller karar yerinde irdelenerek suçunun sübutu kabul edilmiş, cezayı arttırıcı ve indirici sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıda gösterilen sebepler dışında bir isabetsizlik bulunmadığından sanık vekilinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü sübuta ve sair hususlara değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın Ziraat Bankası Yalova Şubesinde, Muhasebe ve Menkul Servislerinin sevk ve idaresinden sorumlu muhasebeci ve müdür yardımcısı olarak görev yaptığı dönem içinde muhtelif tarihlerde banka müşterilerine ait yatırım hesaplarından onların talimatları olmaksızın ve bilgileri dışında para çekmek ve kendi hesabına aktarmalar yapmak suretiyle zimmet suçunu işlediği oluşa uygun olarak iddia ve kabul edilmiş ise de, dosya içeriğine göre 3 banka müşterisine ait yatırım hesaplarındaki B tipi likit fonların satışını yaptıktan sonra bazen mudiler yerine imza atarak düzenlediği sahte tediye fişlerine istinaden banka veznesinden paraları çektiği, bazen de mudilerin yatırım hesaplarından kendi yatırım hesabına aktarma yaptığı nazara alınarak; sanığın eylemleri ile ilgili bankadaki tüm kayıt ve belgeler ile dosya üzerinde konusunda uzman bilirkişilere inceleme yaptırılıp, vezneden çekilen paralara ilişkin eylemleri yönüyle tediye fişlerindeki sanık tarafından mudiler adına atılan taklit imzaların banka kayıtlarındaki mudilere ait tatbik imzalara göre banka görevlilerince yapılacak denetimde hesap sahibine ait olup olmadığının ilk bakışta anlaşılıp anlaşılamayacağının ve iğfal kabiliyetine haiz bulunup bulunmadığının, diğer eylemleri yönüyle de zimmetin normal denetim ve bankada mevcut kayıt ve belgelerin karşılaştırılması ve kontrolü sonucu tesbit edilip edilemeyeceğinin suçun banka dışı araştırmayı gerektirecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenip işlenmediğinin saptanması, her bir eylemin basit veya nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı ve ağır para cezasının uygulanması bakımından da basit ve nitelikli olarak mal edinilen miktarların ayrı ayrı tesbiti ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu konularda yeterli açıklamaları taşımayan bilirkişi raporuyla yetinilerek eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
2- 4721 sayılı Yasanın 471 ve TCK. nun 33. maddeleri uyarınca sanığın hapis halinin sona ermesine kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Nisbi harcın yanlış hesap sonucu fazla tayini,
Yasaya aykırı ve
4- Hükümden sonra yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2 madde fıkrasındaki "22. maddenin 3 ve 4 numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup ta Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan 1 numaralı Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" şeklindeki düzenleme gözetilerek görevsizlik kararı verilip dosyanın Yalova Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı icabettirmiş olup, sanık vekilinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 01.12.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy