(4250 S. K. m. 19, 28, 31) (2559 S. K. m. 7, 8) (YCGK. 17.12.2002 T. 2002/7-298 E. 2002/431 K.)
Dava: 4250 sayılı kanuna muhalefetten sanık Mustafa T. hakkında evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda, mahkemenin görevsizliğine dair İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 18.9.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi idare vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının onama isteyen 30.1.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Tekel idaresinin evrak üzerinden verilen kararı temyiz etme hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Suç tarihinde 4250 sayılı yasanın 31. maddesi uyarınca açılan davanın Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık hakkında büfesinde açıkta içki satma ruhsatı olmadığı halde açıkta içki satışı yapmaktan dava açılmış olup, ispirto ile bira ve şarap dahil her çeşit ispirtolu içkileri açık olarak satanların 2559 sayılı yasanın 7. maddesine göre en büyük mülki amirden içki yerleri için aranan ruhsatı almaya mecburiyetinin 4250 sayılı yasanın 19/2 maddesiyle getirilmiş bulunduğu 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 31. maddesi 24.6.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 560 Sayılı K.H.K. ile yürürlükten kaldırılmakla eylem anılan yasa yönüyle müeyyidesiz kalmakla beraber anılan yasa maddesinin K.H.K. ile kaldırılmayacağı ve yürürlükte olduğu kabul edilse dahi suçun bahsi geçen K.H.K. nin yayınlanmasından sonra işlenmiş bulunduğundan suç işleme kastının bulunmadığı kaldı ki Yüksek Ceza Genel Kurulunun 17.12.2002 gün ve 2002/7-298-431 sayılı kararında da belirtildiği üzere 20.1.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4619 sayılı yasanın 4. maddesi ile 4250 sayılı yasanın 28. maddesi de değiştirilerek aynı yasanın 19. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkralarına aykırı davranmanın yaptırımının bu madde ile gösterildiği, ancak sanığın eylemi açıktan alkollü içki satmak olup bu eylemin 19. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmekle değişik 28. madde ile de yaptırım altına alınmadığı cihetle fiilin 4250 sayılı yasanın 19 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 7 ve 8. maddelerine göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sanığın isnat olunan suçtan beraatına, idari yönden gereğinin takdiri için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.07.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy