(4250 S. K. m. 19, 28, 31) (2559 S. K. m. 7, 8)
Dava: 4250 sayılı Kanuna muhalefetten sanık Osman Akbaş hakkında yapılan duruşma sonunda, hükümlülüğüne ve ertelemeye dair Doğanşehir Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve yerel Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 19.2.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Sanık hakkında adına Tekel ruhsatı bulunan tekel bayisinde açıkta içki satma ruhsatı olmadığı halde açıkta içki satışı yapmaktan dava açılmış olup; ispirto ile bira ve şarap dahil her çeşit ispirtolu içkileri açık olarak satanların 2559 sayılı yasanın 7. maddesine göre en büyük mülki amirden içki yerleri için aranan ruhsatı almaya mecburiyetinin 4250 sayılı yasanın 19/2 maddesiyle getirilmiş bulunduğu 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 31. maddesi 24.6.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 560 sayılı K.H.K. ile yürürlükten kaldırılmakla eylem anılan yasa yönüyle müeyyidesiz kalmakla beraber anılan yasa maddesinin K.H.K. ile kaldırılamayacağı ve yürürlükte olduğu kabul edilse dahi suçun bahsi geçen K.H.K.nin yayımlanmasından sonra işlenmiş bulunduğundan suç işleme kastının bulunmadığı kaldı ki Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun 17.12.2002 gün ve 2002/7-298-431 sayılı kararında da belirtildiği üzere 20.1.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 4619 sayılı yasanın 4. maddesi ile 4250 sayılı yasının 28. maddesi de değiştirilerek aynı yasanın 19. maddesinin 1, 3 ve 4. fıkralarına aykırı davranmanın yaptırımının bu madde ile gösterildiği, ancak sanığın eylemi açıktan alkollü içki satmak olup bu eylemin 19. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmekle değişik 28. madde ile de yaptırım altına alınmadığı cihetle fiilin 4250 sayılı yasanın 19 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 7 ve 8. maddelerine göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sanığa isnat olunan suçtan beraatine, idari yönden gereğinin takdiri için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre;
2- 4250sayılı yasanın 28. maddesinde öngörülen para cezası 20.1.2001 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 4619 sayılı yasayla yürürlüğe konulmuş olup, 2001 yılı suç tarihi itibariyle 60.000.000 lira yerine TCK. nun 19.maddesi nazara alınarak fazla ceza tayini,
3- Hükme dayanak olan 31.5.2001 tarihli olay tutanağının tasdiksiz fotokopi olduğunun gözetilmemesi
Yasaya aykırı ve,
4- Hükümden sonra 10.2.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4806 sayılı kanunun 1. maddesi ile değişik TCK. nun 30/2 madde fıkrasındaki düzenlemenin sanık lehine uygulanmasının gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24.02.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy