(765 S. K. m. 102, 104) (4389 S. K. m. 24)
3182 s. kanuna muhalefet ve Hizmet Nedeniyle Emniyeti Suiistimal suçlarından sanıklar Bülent Ener, Ahmet Tuncer Alp haklarında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, kamu davasının TCK. nun 102/4 ve 104/2.maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına dair İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 11.03.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca tetkiki müdahil vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 28.03.2002 günlü tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü.
Yargıtay tarafından hükmün bozulmasından sonra Asliye Ceza Mahkemesince bozmaya uyularak delillerin takdir edilmesi bakımından verilen görevsizlik kararı üzerine duruşma açılarak karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde dosya üzerinden hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29.12.2005 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Zarar gören banka özel bir banka olup, suç tarihi olan 1994 yılında hazinenin mevduat güvencesi henüz yürürlüğe girmediğinden müdahale hakkı yoktur. Kaldı ki 19.6.1999 da yürürlüğe giren 4389 s. kanunun 24. maddesi ile bankalarla ilgili suçlarda BDDK, TMSF veya kuruluş yani bankanın müdahil olabileceği açıklanmamasına göre hazine bu tür davalarda müdahil olamayacağından sayılan bu tüzel kişilere müdahale veya temyiz haklarını kullanmaları için tebligat yapılmalıdır. Artık Hazinenin temyiz hakkı yoktur. Bu sebeple temyiz talebinin reddine karar verilmelidir.
Zamanaşımına uğramış bir davanın evrak üzerinde veya duruşmalı verilmesinin herhangi hukuki bir yararı yoktur. Bu sebeple de verilen bozma kararı yerinde değildir. Kaldı ki bu yönden hüküm bozulsa dahi henüz yürürlükte olan 322/1.fıkraya göre dairece de davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilebilir.
İzah edilen sebeplerle verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy