(1380 S. K. m. 32) (3005 S. K. m. 1, 4) (1412 S. K. m. 253, 261, 264, 265, 266)
Dava: 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa muhalefet suçundan sanıklar Osman Kargı ve Barış Yaylaz'ın anılan Kanunun 36/g-1, TCK. nun 119.maddeleri uyarınca 213.548.400 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Foça Sulh Ceza Mahkemesinin 21.3.2002 gün ve 2001/280-2002/45 sayılı ceza kararnamesi aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 15.04.2004 gün ve 17504 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2004 gün ve Y.E.2004068677 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede;
Suç ve hüküm tarihlerine göre, 1380 sayılı Kanuna muhalefet suçlarına ilişkin yargılamanın, anılan Kanunun 32/1. maddesi uyarınca 3005 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu ve ceza kararnamesi ile sonuçlandırılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve CMUK. nun 343.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1380 sayılı kanunun uygulanan 32/1. maddesinde bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkındaki duruşmaların 3005 sayılı yasanın 1. maddesinin (A) bendindeki yer ve aynı kanunun 4. maddesindeki zaman kayıtlarına bakılmaksızın sözü edilen kanun hükümlerine göre yapılacağı belirtildiğine göre, davanın ceza kararnamesi ile sonuçlandırılması mümkün olmayıp usulen duruşma açılıp yargılama ve sonucunda hüküm kurulması zorunludur.
Diğer taraftan,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.11.1986 tarih ve 280/506 sayılı kararında da işaret olunduğu gibi CMUK. nun duruşma yapılmasına, bitirilip hüküm kurulmasına ilişkin 261, 264, 265, 266, 253. maddelerindeki usul ve kurallarına uymamak kesin biçimde yasaya aykırılığı oluşturur. Bunun sonucu olarak da esas hakkında verilen karar yargılama yapılmak suretiyle verilmiş hukuken geçerli bir karar olmayıp yok hükmündedir. Esasa ilişkin hükümlerin yazılı emir yoluyla bozulması halinde yeniden yargılama yapılmaması yargılama yapılarak ittihaz olunmuş kararlar içindir. Bu itibarla esası çözümleyen karar yargılama yapılmaksızın verilmiş olduğundan yeniden yapılacak muhakeme tekriri muhakeme mahiyetinde olmayıp ilk defa yapılacak muhakeme niteliğindedir ve bunda da zorunluluk vardır.
Sonuç: Bu itibarla yazılı emre dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden Foça Sulh Ceza Mahkemesinin 21.3.2002 gün ve 2001/280-2002/45 sayılı kararın CYUY. nun 343. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince düşünülmesine 15.06.2004 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
CMUK 343.maddeye göre Yazılı Emir Talebinin kabulü için;
A) Hakim tarafından ve mahkemelerden verilen ve temyiz mahkemesince tetkik edilmeksizin katileşen bir karar ve hüküm olacak,
B) Bu kararda esaslı olarak kanuna muhalefet edilmiş olacak,
C) Yazılı Emir talebi olağanüstü bir kanun yolu olduğu için yapılan hatanın bir başka şekilde düzeltilmesi mümkün olmayacaktır.
Olayımızda ise hükümden sonra yürürlüğe giren 4950 sayılı yasanın 7.maddesi ile değişen 36/g ve 8.madde ile eklenen ek maddeye göre müeyyide idari cezaya dönüştüğünden ve verilen cezada infaz edilmediğinden yapılan hatanın TCK 2.maddesine göre istenecek bir kararla her zaman düzeltilmesi mümkün olduğundan ve yukarıda belirtilen C bendi gerçekleşmediğinden Yazılı Emir talebinin reddi gerektiği,
Dairenin Kabulüne göre ise;
Bozmadan sonra müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince düşünülmesi yerine verilen adli cezanın çektirilmemesine ve dosyanın 4950 sayılı yasa uyarınca gereği yapılmak üzere sahil Güvenlik Bot Komutanlığına gönderilmek üzere mahallinde tevdiine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy