(1918 S. K. m. 27, 33) (4926 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 31, 33) (YCGK. 04.03.2003 T. 2003/9-24 E. 2003/20 K.)
Dava ve Karar: 1918 sayılı kanuna muhalefetten sanıklar, Hasan Cavit Kahvecioğlu, Ahmet Soydan, Ömer Bursalıoğlu ve Sabri Ünal Tunçer haklarında yapılan duruşma sonunda; 3.11.1992 tarihinde 1918 sayılı kanunun 27/1-3, 27/2-3, 33/2, 27 son, TCK.nun 31, 33. maddeleri uyarınca sanıkların ağır hapis ve ağır para cezaları Dairemizce 29.12.1993 tarihinde düzeltip onanarak kesinleşmesi üzerine infaz aşamasında evrak üzerinde mahkemenin 1.8.2003 tarihli ek kararı ile 4926 sayılı yasanın getirdiği lehe düzenlemeler karşısında 3.11.1992 tarih, 92/11 esas, 92/197 sayılı kararın ağır hapis cezası ile TCK.nun 31. ve 33.maddelerine ait kısminin kaldırılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen muhafazasına, 11.8.2003 tarihli 2. ek kararı ile de sanık Sabri Ünal Tunçer'in 8 yıl 2 ay ağır hapis cezasının 4926 sayılı kanunun 5. maddesi uyarınca 2 yıl ağır hapis cezasına indirilmesine, TCK.nun 31, 33. maddesinin kaldırılmasına, kararın diğer kasımlarının aynen muhafazasına dair Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.8.2003 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi, müdahil idare vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 12.5.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.3.2003 gün ve 2003/24-20 sayılı kararında da belirtildiği üzere takdir hakkının kullanılmasa gereken hallerde incelemenin duruşmalı olarak yapılması zorunluluğu bulunmakta olup, somut olayda sanıkların eylemlerinin 4926 sayılı yasanın hangi maddesine temas ettiği para cezasının ne miktar üzerinden belirleneceği, uygulamaya esas alınan sözü edilen yasanın 4/a-l. maddesi doğrultusunda eşyanın değerinin fahiş olup olmadığı, bunun sonucu olarak da fiilin hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirip gerektirmeyeceği gibi hususların takdir hakkının kullanılması zorunluluğunu doğurduğu kuşkusuzdur.
Şu hale göre mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 4926 sayılı Kanunda öngörülen değişiklikler hükmün zat ve mahiyetine ilişkin bulunduğu cihetle infaz aşamasında anılan kanunun uygulanması istemi üzerine duruşma açılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sair yönleri incelenmeksizin istem gibi BOZULMASINA, 02.05.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy