(765 S. K. m. 95) (3682 S. K. m. 8) (647 S. K. m. 4) (1412 S. K. m. 343)
Resmi telefona saplama yapmak suretiyle hırsızlık suçundan Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 08.06.1999 tarihinde kesinleşen, 05.05.1999 gün, 1998/290 esas, 1999/121 sayılı kararıyla Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 522, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 900.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine hükümlü Zekeriya Akın'ın, işbu cezasının kesinleşmesinden sonra 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda öngörülen sürenin dolduğundan bahisle aynı Kanun'un 8/b maddesi gereğince adli sicil kaydının silinmesi talebinin reddine dair, aynı mahkemece verilen 24.09.2004 gün ve 2004/397 müteferrik sayılı karara vuku bulunan itirazın keza reddine ilişkin, Kilis Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2004 gün, 2004/315 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 24.01.2005 gün ve 3392 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2005 gün ve Y.E.2005/14792 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29.12.2003 tarih, 2003/14371-10075 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Türk Ceza Kanunu'nun 95/2.maddesinde cürüm ile mahkûm olan kimsenin hüküm tarihinden itibaren beş yıl içerisinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkûm olmadığı takdirde tecilli cezasının esasen vaki olmamış sayılacağı cihetle, hükümlü Zekeriya Akın'ın, adli sicil kaydından silinmesini istediği hükümlülüğü dışında mahkûmiyeti bulunmamasına binaen sabıkasına esas yüz kızartıcı nitelikteki hırsızlık suçundan erteli bulunan cezası hakkında hükmün verildiği 05.05.1999 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş olduğu ve sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlememiş bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiş ve CMUK. nun 343.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü.
İddianamedeki sevk ve nitelendirmeye, hükmün konusuna, Yargıtay Kanununun 14. maddesine ve Yargıtay Başkanlar Kurulunun 31.1.2005/1 gün ve sayılı kararına göre, inceleme görevi Yargıtay Yüksek 6. Ceza Dairesine ait bulunduğundan, dosyanın anılan daireye sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy