(765 S. K. m. 491, 492)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Ahmet Ekren hakkında yapılan duruşma sonunda, Beraatine dair Cizre Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 7.11.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, üst Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 5.7.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Oluş ve tüm dosya içeriği, sanığın kaçamaklı anlatımları, özellikle de karayolları işaret levhalarının evinde ele geçmesi ve sanığın savunmasını doğrulayacak şekilde TEDAŞ'a ait teller bakımından birlikte hareket ettiği, trafik işaret levhaları yönünden de satın aldığını öne sürdüğü kişilerin isimlerini bildirememesi karşısında, savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve atılı suç unsurlarının oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı üst Cumhuriyet Başsavcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca hükmün kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.11.2006 gününde TEDAŞ'a ait teller bakımından oybirliğiyle, karayolları işaret levhaları yönüyle oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Tüm dosya içeriğine göre, TEDAŞ'a ait araç platformundan çalınan teller bakımından Dairemizin oluşan görüşüne katılmakla birlikte, evinde ele geçirilen karayolları işaret levhaları yönüyle, sanığın aşamalarda istikrar gösteren savunmalarında bu eşyaları tanımadığı şahıslardan satın aldığını belirtmesi ve savunmanın aksine dosyaya yansıyan bir kanıt bulunmaması karşısında, karayolları işaret levhalarının hırsızlık malı olduğunu bilecek durumda bulunan sanığın bu eyleminin hırsızlık malını bilerek satın alma suçunu oluşturacağı düşüncesiyle, sayın çokluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy