(2709 S. K. m. 90) (5271 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 2) (1918 S. K. m. 27) (4926 S. K. m. 3, 4, 5, 34) (Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi m. 2)
Dava: 1918 Sayılı Kanuna muhalefetten sanıklar Feyyaz ve Ragıp haklarında yapılan duruşma sonunda; 4926 Sayılı Yasanın 3/l-a maddesi yollaması ile 4/l-a-2, 4/3, 5/3 ve TCK'nun 2. maddesi gereğince hükümlüler hakkındaki ağır hapis ve feri cezaların hükümden çıkartılarak ağır para cezası ve diğer kısımların aynen infazına dair Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 05.12.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil idare vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen 07.07.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- 1918 Sayılı Yasanın 2712 ve 4926 Sayılı Yasanın 5/son madde fıkralarında toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın 04.02.2003 gün ve 25014 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4800 Sayılı Yasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak iç hukuk kuralı haline gelen Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 2/a madde fıkrasında; Örgütlü suç grubu doğrudan veya dolaylı olarak mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla belli bir süreden beri var olan ve bu sözleşmede belirtilen bir veya daha fazla ağır suç veya yasadışı eylemi gerçekleştirmek amacıyla birlikte hareket eden, üç veya daha fazla kişiden oluşan yapılanmış bir grup anlamına gelir kuralı düzenlenmiş ve hüküm tarihinden sonra 22.05.2004 gün ve 25469 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 Sayılı Yasa ile Anayasa'nın 90. maddesine eklenen cümlede Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır hükmü getirilmiştir.
Diğer taraftan, hükümden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 Sayılı Yasanın 4/2 ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının, (k) bendinde de toplu suç aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder şeklinde tanımlama yapılmıştır.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve TCK'nun 7. maddesi uyarınca sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işlediklerinin kabul edilemeyeceği de gözetilerek, dairemizin 05.07.1994 gün ve 94/5297 Esas, 8021 Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiş 02.02.1993 tarihli karara konu ilamla sanıkların toplu kaçakçılık suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği nazara alınıp, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasası'nda da toplu ve münferit kaçakçılık suçlarının işlenmesi halinde yalnızca ağır para cezasının öngörüldüğü gözetilerek, anılan yasanın 34. maddesi uyarınca sanıklara münferit ticari kaçakçılık suçundan ön ödeme ihtaratında bulunulup sonucuna nazaran bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan mahkumiyetlerine hükmolunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
II- Kesinleşmiş ilamın 4926 Sayılı Kanun hükümlerine göre takdir ve değerlendirilmesinin yapılması suretiyle yeniden bir hüküm kurulması yerine, ilamdaki ağır hapis ve buna bağlı fer'i cezaların çıkartılmasına, ağır para cezası ve diğer kısımların aynen infazına karar verilmesiyle yetinilmesi;
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy