(1086 S. K. m. 45, 429)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi katılan davacılar Hazine ve Vakıflar İdaresi tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kural olarak, bozma kararına uyulmakla, orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Ne var ki bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Özellikle hükmüne uyulan bozma kararında dava dosyasının 1991/47 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi gereğine değinildiği halde, mahkemece, Hazine vekilinin yasal dayanağı bulunmayan açıklamaları göz önüne alınarak dava dosyası sözü edilen 1991/47 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmemiştir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere ve özellikle usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmüne göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu durumda ise dava dosyalarının birleştirilmesi zorunludur. Bu olgu dava ekonomisine uygun olduğu gibi, sağlıklı sonuca varmanın da temel koşullarındandır. O halde dava dosyası 1991/47 Esas sayılı dava dosyası ile usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmeli, özellikle, davaların birleştirilmesi yada birlikte açılan davaların tefriki halinde bağımsızlığını koruyacağı, her bir davanın açıldığı gündeki hukuksal duruma göre istima kabiliyeti olup olmadığının araştırılacağı öne sürülen hukuki ve maddi vakalarla tartışılıp değerlendirileceği olgusu dikkate alındığında özellikle dava konusu taşınmaz hakkında Hazine'nin açtığı tescil davasının reddedilmiş olmasının, dava dosyasının bozma kararında sözü edilen 1991/47 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine hukuksal engel teşkil etmeyeceği dikkate alındığında yerel mahkemenin gerekçesinde sözünü ettiği hukuksal nedenlerin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek hükmüne uyulan bozma kararında açıkça öngörüldüğü halde dava dosyaları birleştirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, katılan davacılar Hazine ile Vakıflar İdaresi'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy