(765 S. K. m. 202) (5237 S. K. m. 247, 248) (4389 S. K. m. 22)
Dava: Nitelikli zimmet suçundan sanık G. hakkında yapılan duruşma sonunda; hükümlülüğüne dair ANKARA 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 25.03.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, sanık vekili ve müdahil banka vekili tarafından süresinde istenilerek, sanık vekili yönünden duruşmalı inceleme isteğinde de bulunulan dava vekili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma ve düzeltilerek onama isteyen 10.05.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle, sanık hakkında tayin olunan cezanın miktar ve niteliği itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliği ile karar verildikten, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı'nın düşüncesi alındıktan ve sanık vekili Av. İ.K. savunmasını yaptıktan sonra dosyadaki kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanık vekilinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü sübuta ve sair hususlara değinen temyiz itirazları ile müdahil vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 29.01.1990 gün ve 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3771 Sayılı Yasanın 3. maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b. maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına ve para hükmündeki evrak ve senetlerine ve diğer mevcutlarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında TCK'nın 2'nci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak T.C. Ziraat Bankası personelinin banka parasını mal edinmesinin diğer koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Yasası'nın 22/11. maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarında daha ağır hükümler taşıyan TCK'nın 202. maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 Sayılı Kanunun 1. maddesinin 5. bendinde 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin bankalar hakkında uygulanmayacağının belirtilmiş olması ve bunun sonucunda artık TCK' nın uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan T.C. Ziraat Bankası personelinin TCK'nın 202. maddesinde yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun 08.02.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanık hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesi gereğince uygulama yapılması gerekeceği düşünülmeden uygulama yeri bulunmayan TCK' nın 202 ve müteakip maddeleri uyarınca ceza tayini,
2- Sanığın Ziraat Bankası A. ve Ü. şubelerinde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde mudilerden N'nin hesabından mudi imzasını almadan, Ö., S.M. ve S.T'nin hesaplarından, onlar yerine imza atmak suretiyle düzenlenen tediye fişleri ile paraları zimmetine geçirdiği belirtildiğine göre, müşterilere ait imza örneklerini içeren banka kayıtları ile tediye ve tahsil fişlerinin asılları denetime olanak verecek şekilde getirtilip sanığın eylemlerinin her bir işlem itibariyle ayrı ayrı olmak üzere fiilin açığa çıkmasını engelleyecek nitelikte hileli işlemlerden sayılıp sayılamayacağı, yapılan usulsüzlüklerin olağan inceleme ve araştırma sonucu banka görevlilerince ilk bakışta anlaşılabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, suçun banka dışı araştırmayı gerektirecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenip işlenmediği, sanığın attığı taklit imzalar ile müşterilere ait banka kayıtlarındaki tatbik imzalar arasında fark bulunup bulunmadığı, hususlarının tespiti bakımından Sayıştay denetçileri gibi bankacılık konularında uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yaptırılıp, düzenlenecek rapor sonucuna göre suç niteliğinin saptanması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Raporları hükme esas alınan bilirkişiler U. ve M'nin kimlikleri tespit edilip usulen yeminleri yaptırılmayarak CMUK'nun 72. maddesine aykırı davranılması,
4- Ağır para cezasının miktarının belirlenmesi sırasında nitelikli olarak zimmete geçirildiği kabul edilen 1.625,05 USD'nin mal edinme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesi,
5-Maktu vekalet ücretinin müdahil yerine vekiline ödenmesine karar verilmesi, Yasaya aykırı ve;
6- Hükümden sonra 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 24/4. madde ve fıkrasını değiştiren 5020 sayılı "Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin" Kanun'un 26. maddesinin ı. fıkrasının 2. bendindeki "22. maddenin ( 3 ) ve ( 4 ) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin, görev alanına giren suçlara ait davalar, ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan ( 1 ) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı göz önünde bulundurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı icabettirmiş olup, sanık vekili ve müdahil banka vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 23.03.2005 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy