(1412 S. K. m. 97, 254) (5271 S. K. m. 119) (CGK. 29.11.2005 T. 2005/7-144 E. 2005/150 K.)
5846 sayılı kanuna muhalefetten sanık M. A. İ. hakkında yapılan duruşma sonunda: Beraatına dair S. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 30.12.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 09.01.2004 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilme dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü.
Müşteki vekilinin, sanığın işyerinde müvekkili yayınevine ait kitabı izinsiz olarak fotokopi yoluyla çoğalttığı iddiasıyla Cumhuriyet savcılığına şikayet dilekçesinin Cumhuriyet savcılığınca gereğinin yapılması için zabıtaya havalesi üzerine; ilçe merkezinde, hakim kararı olmadan yada gecikmesinde sakıncalı bir hal ileri sürülerek Cumhuriyet Savcısı veya diğer yetkililerce verilmiş bir emirde bulunmadan 19.10.2001 günü işyerinde yapılan aramada fotokopi yoluyla çoğaltılmış iki nüsha kitap bulunmuş, yapılan yargılama sonunda ticari amaçla çoğaltmaya ilişkin kanıt olmadığından sanığın beraatına karar verilmiştir.
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 29.11.2005 gün ve 2005/7-144 E. 150 K.sayılı kararında da belirtildiği gibi soruşturma ve kovuşturma işlemleri gerçekleştirildikleri tarihte yürürlükte bulunan usul kurallarına uygun olmalıdır. Olayımızda arama işleminin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun arama ile ilgili 97.maddesinde Aramaya karar vermek salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde mazeret umulan hallerce Cumhuriyet müddeiumumileri ve müddei umumilerin muavini sıfatıyla emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler hükmü bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemeye göre arama esas itibariyle ancak hakim kararıyla mümkündür. C.Savcıları ile onun yardımcıları sıfatıyla emirlerini verme getirmekle görevli kolluğun arama emri yetkisi istisnaidir. Bu yetkinin kullanılabilmesi için ön şart olarak, gecikmesinde sakınca bulunan halin gerçekleşmesi gerekmektedir. Gecikmesinde sakınca bulunduğundan söz edebilmek için ise, ilgili merciin; hakime başvurup, karar aldıktan sonra tedbiri (aramayı) uygulamak istemesi halinde, o tedbirin (aramanın) uygulanamaz duruma düşmesi ya da uygulanması halinde dahi beklenen faydanın elde edilememesi söz konusu olmalıdır.
Somut olayınızda ise, sanığın işyerinde arama yapılmadan önce hakim kararı alınmamıştır. Öte yandan kolluk tarafından düzenlenen tutanaklarda gecikmesinde sakınca bulunan bir halden ne söz edilmemiştir. Kaldı ki Salihli gibi bir ilçe merkezinde bir iş yerinde çalışma gün ve saatleri içerisinde hakim kararı alınmasının gecikmede sakınca yaratacağını düşündürecek bir belge ve bilgi de dosya içerisinde bulunmamaktadır. Dolayısıyla C.Savcısı ve kolluğun arama konusundaki istisnai yetkisinin doğabilmesi için yasal koşullar oluşmadan gerçekleştirilen bu arama işleminin hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuka aykırı olarak yapılmış bir arama sonucu elde edilen deliller de, suç tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun 254.maddesindeki soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz hükmü gereğince mahkemece geçerli bir delil olarak gözetilemeyeceğinden ve sanık aleyhine mahkumiyeti gerektirecek başkaca da yasal delil bulunmadığından bu nedenlerle beraat kararı verilmesi gerekirken, sanığın aramada ele geçen fotokopi yoluyla çoğaltılmış iki nüsha kitabın ticari amaçla çoğaltıldığına dair kanıt bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmesi doğru değilse de açıklanan gerekçelerle, müdahil vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan beraat kararının ONANMASINA 22.02.2007 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy