(399 S. KHK. m. 11) (4389 S. K. m. 22, 24) (765 S. K. m. 202) (5411 S. K. m. 164) (CGK. 08.02.2005 T. 2004/5-146 E. 2005/7 K.)
Zimmet suçundan sanık, İhsan Mollaoğlu hakkında yapılan duruşma sonunda, hükümlülüğüne ve sanığın memuriyetten müebbeten men'ine dair Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 30.12.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 17.02.2004 günlü tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü.
1- 29.1.1990 gün ve 20417 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 399 sayılı Yasa Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı kanunun 3. maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesinde; KİT personelinin, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayılarak haklarında 765 sayılı TCK. nun 2 inci kitap üçüncü ve altıncı bablarındaki hükümlerin uygulanacağı kurala bağlanmış ve buna bağlı olarak Ziraat Bakası personelinin banka parasını mal edinmesinin sair koşulların oluşması halinde zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/11. maddesi yollamasıyla anılan banka personelinin zimmet suçlarından daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCK. nun 202. maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; 25.11.2000 gününde yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5.bendinde belirtilen 399 sayılı Yasa Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanamayacağına dair hüküm uyarınca TCK. nun uygulanması açısından memur sayılma olanağı bulunmayan Ziraat Bankaları personellerinin Türk Ceza Kanununda yazılı zimmet suçunu işleyemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 8.2.2005 gün ve 5-146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere sanık hakkında 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22/3. maddesi gereğince uygulama yapılması gerekeceği düşünülmeden uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK. nun 202 ve müteakip maddeleri uyarınca ceza tayini,
Yasaya aykırı ve,
2- Hükümden sonra, 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 12. maddesinin b fıkrası ile 765 sayılı Türk Ceza Yasası tüm ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olup, 1.11.2005 gününde yürürlüğe giren 5411 sayılı Türk Ceza Yasasının 7. maddesi uyarınca lehe olan kanunun belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Hükümden sonra 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Yasasının 24/4. madde ve fıkrasını değiştiren 5020 sayılı kanunun 26. maddesinin 1.fıkrasının 2.bendindeki 22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin davalar, ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki sair Ağır Ceza Mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir. Hükmü ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı kararı ile yukarda belirtilen suçlardan dolayı açılan davalara bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. Ağır Ceza Mahkemesine ilişkin olduğu belirtilmiş, 1.11.2005 tarih ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 164. maddesinde de 4389 sayılı yasanın, 5020 sayılı kanunun 26. maddesi ile değişik 24/4. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 8.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararında da HSYK.nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı, 15.1.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Yasa yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Yasasının geçici 1 inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verildiği gözönünde bulundurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy