(5237 S. K. m. 7) (1412 S. K. m. 305)
Dava: 1567 sayılı kanuna muhalefetten sanık Sas-Pa Sac Sanayi Pazarlama Ltd. Şti. hakkında yapılan duruşma sonunda, TCY. nın 119. maddesi uyarınca kamu davasının ortadan kaldırılmasına dair İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.5.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, müdahil hazine vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının red isteyen 11.7.2005 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Önödemeye esas alınan para cezasının miktarına göre 5219 sayılı yasa ile değişik 1412 sayılı CMUK. nun 305/1 maddesi gereğince hükmün temyizi kabil bulunduğundan tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Hükümden sonra 3.9.2005 gün 25925 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin 91-32/5 sayılı tebliğde değişiklik yapılmasına dair 2005-32/30 sayılı tebliğin 7. maddesi ile 91-32/5 sayılı tebliğin 31. maddesinde yapılan değişikliğe göre, her bir işlem itibariyle mücbir sebeplerin varlığı dikkate alınmaksızın 100.000 ABD Doları veya eşitine kadar noksanlığı olan ithalat hesapları doğrudan bankalar veya özel finans kurumlarınca ödeme şekline bakılmaksızın terkin edilir hükmü getirildiğinden lehe olan bu düzenleme gözönünde bulundurularak 5237 sayılı TCK. nun 7. maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı icabettirmiş, müdahil hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.04.2006 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İddianamede 1567 sayılı yasanın 3/b-1 maddesine muhalefetten dava açılmışsa da;
Mahkemece ithalat hesabının süresi dışında kapatılması nedeniyle eylemin müeyyidesinin 1567 sayılı yasanın 3/a dönüşmesi nedeniyle sanığa önödeme çıkartılmış, sanığın ödemeyi süresinde yapması sonucu TCK. 119 göre dava 27.5.2005 tarihinde ortadan kaldırılmıştır.
Müdahil vekili süresinde hükmü temyiz etmiş ise de, müdahilin vasfa yönelik bir temyizi yoktur. Önödeme miktarı 2.580 YTL olup ortadan kaldırma kararı bir mahkumiyet kararı olmadığından CYUY. nun 5219 sayılı yasanın 3/b maddesi ile değişik 305. maddesindeki 10 milyar sınırının altında kaldığından hükmün temyiz kabiliyeti yoktur.
Kabule göre yapılan bozma nedeni de yerinde değildir. Zira Türk Parasını Koruma hakkındaki 32 sayılı kararın amacı 1. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre Türk Parasının kıymetini korumak amacıyla Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine .... ihracata, ithalata .... ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici sınırlayıcı esaslar bu karar ile tayin ve tesbit edilmiştir. Bu karara ve bu kararın uygulanması amacıyla bakanlıkça yayımlanacak tebliğlere muhalefet 1567 sayılı yasaya muhalefet sayılır hükmü düzenlenmiş, aynı kararın 20. maddesinde de Bakanlığın Türk parasının kıymetini korumak için lüzumlu göreceği her türlü tedbiri almaya ....3, 4, 7 ve 13. maddede de öngörülen miktarları değiştirmeye yetkilidir denmiştir.
32 sayılı karara ilişkin 92-32/6 tebliğin 11. maddesi ile 31-32/5 tebliğin 31. maddesindeki ithalat hesaplarının bankalarca kapatılma sınırı 5.000 dolardan 10.000 dolara, 95-32/15 sayılı tebliğle 10.000 dolardan 50.000 dolara, 2005-32/30 sayılı tebliğle de 100.000 dolara çıkartılmıştır.
Hükümetler günün ekonomik koşullarına ve piyasa hareketlerine göre Türk parasının kıymetini korumak için terkin sınırlarını 32 sayılı kararın 20. madde sine göre değiştirebilirler. Ancak tebliğlerle yapılan değişiklikler geriye yürümez, zira tedbirler o günün koşullarına göre alınır. Nitekim 1567 sayılı yasanın ek 5. maddesinde Bakanlar Kurulunca alınan kararlarda lehe değişik olması halinde failin lehine olan kararlar uygulanır denmiş olması da bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Terkin sınırlarını artıran kararlar bakanlar kurulu kararı olmayıp hazine müsteşarlığınca alınan kararlardır. Dolayısıyla bozmada belirtildiği üzere 2005-32/30 sayılı tebliğdeki terkin sınırı artırımını geriye yürütemeyiz. Nitekim 7.Ceza Dairesinin 30.12.1998 gün ve 1998/11485 sayılı kararında da suç tarihindeki değerlerin nazara alınacağı belirlenmiştir. İzah edilen nedenlerle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy