(2709 S. K. m. 28) (5187 S. K. m. 3) (1412 S. K. m. 343)
Dava: Gözcü Gazetesinin 31.01.2005 tarihli nüshasının 3.sahifesinde yayımlanan Eski bakana dolandırıcı suçlaması başlıklı yazı nedeniyle ilgilisi Saffet Sert vekili marifetiyle vaki düzeltme isteminin kabulüne ve yayımlanmasına dair, Ankara 5.Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.02.2005 gün ve 2005/109 müteferrik (tekzip) sayılı karara karşı Gözcü Gazetesi Sorumlu Müdürü Uğur Sarı vekilleri tarafından vuku bulan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Ankara 9.Asliye Ceza Mahkemesince ittihaz olunan 23.03.2005 gün ve 2005/52 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 24.05.2005 gün ve 22323 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2005 gün ve Y.E.2005105417 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre, Gözcü Gazetesinin 31.01.2005 tarihli nüshasının 3.sahifesinde yayımlanan Eski bakana dolandırıcılık suçlaması başlıklı yazıda kullanılan, Saffet Sert'in sahte çek vermek suçlamasıyla 45 gün cezaevinde yattığına ilişkin ifadeyle ilgili olarak adı geçene ait sabıka kayıtları da eklenerek, hayatının hiçbir döneminde sahte çek vermediği, sahte çek vermek suçundan cezaevinde yatmadığı, sabıka kaydında yer alan mahkumiyetlerinin karşılıksız çek vermek ve çek karnelerini iade etmemek suçlarına ilişkin bulunduğu belirtilmek suretiyle, anılan ifadenin gerçeğe aykırı ve kişilik haklarını zedeler mahiyette olduğundan bahisle cevap ve düzeltme talebinde bulunulduğu, cevap ve düzeltme metninin suç unsuru içermediği, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmadığı ve sorumlu müdüre tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 günlük yasal süre içerisinde yayınlanmadığının anlaşılması karşısında yazılı şekilde verilen karara vaki itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Anayasa'nın 28. ve 5187 sayılı Basın Yasası'nın 3. maddesinde ifadesini bulan basının haber verme hakkı gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsurları ile sınırlıdır. Bu unsurlardan birini taşımayan haberin hukuka uygun olduğundan söz edilmez.
Sonuç: Yazılı emir konusu haberin güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsurlarını içermekte olduğu, gerçeklik unsuru yönünden ise; dosyada mevcut sabıka kaydından cezaevinde yatıp yatmadığı belli olmadığı ancak, cevap ve düzeltme isteyen vekilinin yazılı emir ile bozma istemine ilişkin 08.04.2005 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu Ankara 10.Sulh Ceza Mahkemesinin 08.02.2005 gün ve 2005/66 Mt. ve Ankara 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10.03.2005 gün ve 2005/87 Müt. sayılı kararlarından da düzeltme isteyenin karşılıksız çek vermek suçundan kısa bir süre cezaevinde kaldığının anlaşıldığı, gerçekliğin somut gerçek değil, haberin verildiği andaki beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılması gerektiği, buna göre; davacı hakkındaki haberin emniyetten alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmış olması gözetilerek sabıka kaydına konu suç niteliğindeki farklılığın daha ayrıntılı olarak araştırılmasının, haberin güncelliğini ortadan kaldırıcı sonuçlara götüreceği göz önüne alındığında ve günlük gazete haberinin özü, üslubu ve yazının bütünlüğü karşısında, cevap ve düzeltme konusu haberin gerçeklik unsurunu da taşıdığı ve dolayısıyla objektif olup kişilik haklarını ihlal etmediği anlaşıldığından yazılı emir talebinin REDDİNE, 27.09.2006 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasanın 28 ve 5187 sayılı Yasanın 3. maddelerine göre basın özgürdür.
Basın özgürlüğü, demokratik hukuk devletlerinde korunması gereken önemli değerlerden birisidir. Çünkü toplumun bilgi edinmesi ve gelişmesi bakımından ve aynı zamanda kültür, sanat, edebiyat, siyaset ve akla gelebilecek her alanında topluma mal olmuş kişilerin halka tanıtımında ve bu kişilerin toplum adına bir anlamda denetimi bakımından çok önemli görev ifa ettiğine kuşku yoktur. Basın, görevini yerine getirirken sonsuz bir serbestiye sahip değildir. Bazı sınırlamalara tabidir. Bunlardan biri de kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır.
Haber verme hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanılabilmesi için gereken ölçütler dört başlık altında toplanmaktadır.
Bunlar;
1- Haber gerçek olmalı,
2- Haber güncel olmalı,
3- Haberin verilmesinde kamu yararı bulunmalı,
4- Haberin veriliş biçimi ile özü arasında fikri bir bağ bulunmalıdır.
Olayımıza baktığımızda; Dolandırıcılık suçlamasıyla yapılan bir soruşturmada, aralarında muterizin de bulunduğu 10 kişinin kolluk güçlerince gözaltına alındığı doğru haberdir. Haberin devamında adı geçenin sahte çek vermekten 45 gün cezaevinde yattığı ibarelerine yer verilmiştir. İlgili, ekonomik krizler sırasında verdiği bir kısım çek bedellerini ödeyemediği için cezaevine alındığını, daha sonra çek bedellerini ödeyerek cezaevinden çıktığını, kimseye sahte çek vermediğini savunmuş ve bu savunmasını da sunduğu sabıka kayıtları ile kanıtlanmış, sahtecilikten herhangi mahkumiyetinin de bulunmadığını belgelemiştir.
Sahte çek vermek ile karşılıksız çek verme suçları tür itibariyle biri birinden farklı suçlardır. Sahtecilik toplum nezdinde yüz kızartıcı bir eylem olarak değerlendirilmekte ve karşılıksız çek verme suçuna nazaran daha kötü bir fiil olarak görülmektedir.
İlk nazarda yukarıda sayılan koşulların mevcut olduğu düşünebilirse de, dikkatle incelendiğinde, gerçek bir haber verilmekle birlikte, habere tam doğru olmayan eklemeler yapılarak, muterizin sahtecilik yapabilecek biri olduğu izlenimi yaratacak, abartılı haber verilerek, anılanın kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur.
Açıklanan nedenlerle; kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy