(4817 S. K. m. 21) (YCGK 21.12.2004 T. 2004/7-189 E. 2004/225 K.)
Dava: 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun'a aykırılıktan Abdurrahman Bingöl hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Ankara Bölge Müdürlüğü'nün 25/08/2004 gün ve 182965.06/3 sıra nolu kararı ile uygulanan 3.212.500.000 Türk lirası idari para cezasına vaki itirazın kabulüne ilişkin, Ankara 9.Sulh Ceza Mahkemesinin 22/10/2004 gün ve 2004/402 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 26.05.2005 gün ve 22794 sayılı kamu yararına bozmaya müsteniden dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2005 gün ve Y.E.2005110868 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21/12/2004 gün ve 2004/7-189-225 sayılı kararıyla idari işlemin denetimi niteliğinde olan idari para cezasına itirazın sulh ceza hakimince incelenmesinde, adli yargı mercilerinin yasayla görevlendirilmesinin yapılan işleme adli bir işlem niteliği vermeyeceği, sulh hakiminin denetiminin yalnızca idari işlemin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı ile sınırlı olup, idari bir işlemin denetiminin idari nitelikte olması sebebiyle, bu tür işlemin adli yargıya ilişkin olağanüstü bir yasa yolu olan yazılı emirle incelenmesine yasal olanak bulunmadığından bahisle, yazılı emir talebinin reddine karar verilmiş ise de, idari nitelikteki bir işlemin denetiminin idari yargı mercilerinde görülmesi gerektiği yönündeki anılan Ceza Genel Kurul kararında vurgulanan görüşe katılmakla birlikte, mevcut bir kısım kanunlarımızda idari para cezalarına karşı Sulh Ceza Mahkemelerine itiraz olunabileceğinin belirtilmiş olması karşısında, bu durum kanun koyucu tarafından değiştirilmediği veya Anayasa Mahkemesince de iptal edilmediği sürece, Sulh Ceza Mahkemelerince idari para cezalarına karşı yapılan itirazlar üzerine verilen kararların denetim dışı bırakılmasının keyfiliğe ve uygulamada birliğin sağlanamamasına yol açacağı gibi, hakkında usulsüz olarak veya kanuna aykırı şekilde idari para cezası uygulanan kişinin mağduriyetine de sebep olacağı düşüncesiyle, yazılı emir yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre Ankara Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yapılan tespit üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişinin incelemesinde Oba Gazinosunda çalışma izni bulunmayan yabancı uyruklu bir kişinin tespit edildiği, her ne kadar 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun'da bu Kanundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin Bakanlık iş müfettişleri ve Sosyal Sigortalar Kurumu sigorta müfettişleri tarafından denetleneceği belirtilmekte ise de, idari para cezasına dayanak olan cezai hükümler yürürlükte olup, idari para cezasına ilişkin maddi bir olgunun saptanması durumunda ceza hakiminin toplanan delilleri irdeleyip sonucuna göre karar vermesi gerektiği, anılan maddede polisin denetleme yetkisinin bulunmadığından bahisle, idari para cezasına karşı vuku bulan itirazın reddi yerine, kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Ankara 9.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 22.10.2004 gün ve 2004/402 müt. sayılı kararının CMK.nun 309/4-c. maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 15.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy