(556 S. KHK. m. 40)
554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelere muhalefet etmekten sanıklar ..............., Batı hakkında ılan hazırlık soruşturması neticesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.04.2006 tarihli ve 2005/664-24961 sayılı takipsizlik kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 27.02.2006 tarihli 2005/3000 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03.10.2006 gün ve 44850 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2006 gün ve KYB. 2006-242146 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkûr ihbarnamede;
Müşteki vekili iddiasında şüphelilerin her ikisinin de daha önce müvekkillerine ait işyerinde çalıştıklarını, ancak bir müddet sonra ayrılıp, 18.09.2003 tescil tarihli ...... Ltd. Şti.ni kurup haksız rekabete başladıklarını, kendi şirket markaları olan ........ nin 1991 yılında tescil edildiğini, 04.12.2001 tarihinden itibaren de tescil süresinin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 40. maddesi uyarınca 10 yıl süreyle yenilendiğini, şüphelilerin müvekkili adına olan tescilli ürünlerin yedek parçalarını imal ettiklerini, kendilerini müvekkillerinin yan şirketi olarak tanıttıklarını, müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini kötüleyerek, bundan böyle müvekkillerine ait şirket temsilciliklerini devraldıklarını, şüpheliler hakkında Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, davanın henüz derdest olduğunu, beyan etmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan kamu davası açılmasını haklı gösterecek yeterlilikte ve nitelikte delil olmadığından bahisle takipsizlik kararı verilmiş ise de; öne sürülen iddiaları destekler mahiyette deliller hakkında gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak, Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasının getirtilip incelenmesini müteakip, bu hususlarda yapılacak araştırma sonuçlarının mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2006 gün ve 2005/3000 müteferrik sayılı kararının CMK.nın 309/4-a maddesi uyarınca, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 24.09.2008 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy