(4389 S. K. m. 22)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşüldü;
Karar: I-Katılan vekilinin hakkında ölüm nedeniyle düşme kararı verilen sanık H. E. beraat eden sanıklar M. A., Y. A., M. O. ve H. M. G.'e yönelik temyizine göre yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre Yerel Cumhuriyet Savcısının ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II-Sanık G. A. müdafiinin ve katılan vekilinin bu sanığa yönelik temyizine göre yapılan incelemede,
1 - Sanığın 4389 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarih olan 23.6.1999 tarihinden sonraki eylemlerinin zimmete konu olabileceği bu tarihten önceki elemlerinin koşullarının oluşması halinde emniyeti suistimal ya da dolandırıcılık suçlarını oluşturabileceği gözetilmeden yazılı şekilde kanunun yürürlük tarihinden önceki eylemlerin de zimmete dahil edilmesi,
2 - Dosyanın suça konu tüm belgelerle birlikte Üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusuyla bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine, olayla ilgili banka kayıtları ve usulsüz işlemlerle ilgili tüm evrak incelettirilerek sanığın 4389 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonraki işlemleri tespit ettirilip, usulsüz olarak yapıldığı belirtilen ve zimmete konu bu işlemler bakımından her bir işlem itibariyle ayrı ayrı zimmete konu işlemlerin bankayı aldatıcı mahiyette olup olmadığı, bankanın iç kontrolüyle normal bir teftişte ortaya çıkarılıp çıkarılamayacağı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3 üncü maddesinin 2. cümlesinde yer alan .....suç bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle ... hükmü kapsamında işlenip işlenmediği saptandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve zimmetin niteliğinin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilmesi gerekirken anılan hususları içermeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3 - 5237 sayılı TCK.nun 53 üncü maddesinin l. fıkrasının c bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceği düşünülmeden yazılı şekilde hapis cezalarının infazı süresince anılan maddedeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 27.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy