(1918 S. K. m. 27) (4926 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7)
Dava: 1918 sayılı kanuna muhalefetten sanıklar Ali Yiğitoğlu ve Ahmet Sarıdaş haklarında yapılan duruşma sonunda: Sanıkların hükümlülüklerine ve müsadereye dair Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 16.9.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık Ali Yiğitoğlu tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 3.3.2006 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1918 sayılı yasanın 27/2. ve 4926 sayılı yasanın 5/son madde fıkralarında toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK. nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde toplu suç aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder şeklinde tanımlanmış olup, TCK. nun 7. maddesi de gözetilerek sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre önödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirilmesinin gerekmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Ali Yiğitoğlu'nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre hükmü temyiz etmemiş olan sanık Ahmet Sarıdaş'a sirayetine, 11.04.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
4926 sayılı Kaçakçılık Kanunu 2. maddesi tanımlar bölümünde teşekkül tarifini yaptığı halde toplu tarifini yapmamıştır. 5. madde son fıkrada ise Bu kanunun suç saydığı fiillerin iki veya daha fazla kişi tarafından teşekkül oluşturmaksızın toplu olarak işlenmesi durumunda ilgili maddelerdeki cezalar yarısı kadar artırılarak uygulanır. denmektedir. Burada toplu tabiri 1.fıkrada geçen teşekkül tabirinden ayırmak için kullanılmıştır. Asıl amaç iki veya daha fazla kişinin suç işlediğinde ilgili cezaların yarısı kadar artırılmasıdır. Aksi halde iki kişinin devamlılık arzeden fiilleri de teşekkül sayılamayacaktır.
5271 sayılı yeni CMK. 2. madde toplu tarifi yapıyor ise de; madde başlangıcı Bu kanunun uygulanmasında diye başlayıp bilahare tanımları yapıp, (k) bendinde toplu suç tanımı yaptıktan sonra cümleyi ifade eder şeklinde bitirmektedir. Yani toplu suç tabiri sadece yeni CMK. da geçen yerler için yapılmıştır. Örneğin yeni CMK. 91/3. fıkrada görüldüğü üzere toplu suçlarda ayrı bir düzenleme getirmiştir.
31.3.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı yasanın 4/2.fıkrası ile üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde toplu suç oluşacağı, müeyyidesi ise 3. maddede hürriyeti bağlayıcı ceza olarak öngörülmektedir. 4926 sayılı yasanın 5/son fıkrası ise; yukarıda belirtildiği üzere, iki veya daha fazla kişinin kaçakçılık suçu işlemesi halinde 4. madde gereği para cezası olarak düzenlenmiştir. 5607 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 31.3.2007 tarihinden önce işlenen suçlar için 5607 sayılı yasadaki üç veya daha fazla kişinin toplu suç oluşturacağı hükmünü uygulayamayız. 5607 sayılı yasayı kişi miktarı yönünden lehe kabul edip 4926 sayılı yasa yönünden ceza tayin edilirse karma uygulama yapılmış olur, 4926 sayılı yasaya göre para cezası öngörüldüğünden suçun en az iki kişi tarafından işlenmesi halinde yine toplu suç kabul edip para cezası vermek sanık lehine olacaktır. Zira 5607 sayılı yasada hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür.
İzah edilen nedenlerle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy