(5326 S. K. m. 23, 27, 28) (5271 S. K. m. 264, 309)
Dava: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na aykırılıktan hakkında anılan Kanun'un 36/3. maddesi uyarınca Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.06.2005 tarihli ve 2005/20-26 sayılı idari yaptırım kararı ile uygulanan 600 Yeni Türk Lirası idari para cezasına yönelik itirazın reddine ilişkin, Niğde Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 tarihli ve 2005/565 sayılı müteferrik kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığının 13.12.2005 gün ve 53100 sayılı Kanun Yararına Bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 6.01.2006 gün ve Y.E.2005218107 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Karar: Mezkur ihbarnamede;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun;
Cumhuriyet Savcısının karar verme yetkisi başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir
Başvuru yolu başlıklı 27. maddesinde 1. fıkrasında;
(1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
Başvurunun incelenmesi başlıklı 28. maddesinin 7. fıkrasında Mahkeme ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idari yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idari yaptırım kararı verilen tarafın kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar. 8. fıkrasında Mahkeme, son karar olarak idari yaptırım kararının; a) Hukuka uygun olması nedeniyle, başvurunun reddine, b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verir. 9. fıkrasında ikibin Türk lirası dahil idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma başlıklı 264. maddesinde;
(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
(2) Bu halde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie gönderir.
Şeklindeki düzenlemeler karşısında hakkında idari yaptırım kararı verilen ilgilinin, bu kararın 29.06.2005 tarihinde kendisine tebliği üzerine, 30.06.2005 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz dilekçesini verdiği, bu nedenle merciinde yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı cihetle, Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının idari yaptırım kararına yönelik yapılan başvuru üzerine, mahkemesince 5326 sayılı Kanun'un 28. maddesi gereğince inceleme yapılarak, idari yaptırım kararının hukuka uygun olması halinde başvurunun reddine, hukuka aykırı olması halinde idari yaptırım kararının kaldırılmasına dair karar verilmesi gerekirken, anılan Kanun'un 28/1-b maddesi gereğince itiraz süresi içerisinde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan havalenin itirazın süresinde sayılması için geçerli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, dava konusu hakkında inceleme yapılmaksızın itirazın süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Niğde Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 gün ve 2005/565 müt. sayılı kararının CMK'nın 309/4-a. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 27.12.2006 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy