(5271 S. K. m. 160, 309)
Dava: 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa muhalefet etmek suçundan şüpheliler Mümin Güneş, Özcan Berberoğlu, Hikmet Ayan ve Berkant Balcı haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 6.2.2006 tarihli ve 2004/6505 soruşturma, 2006/586 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair, mercii Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 4.4.2006 tarihli ve 2006/248 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 13.8.2007 gün ve 42373 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 28.8.2007 gün ve KYB. 2007-174260 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Karar: Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi başlıklı 160. maddesinde belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının kendisine yapılan şikayet karşısında, soruşturma başlatıp, delilleri toplamak suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerektiği gibi, şüphelilerin S.S. Pınarevler Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri oldukları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Başkontrolörü tarafından düzenlenen 7.11.2005 tarihli inceleme raporu içeriğinden; şüphelilerin yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında ödemelerde bulunduklarının bu şekilde kooperatifi zarara soktuklarının, kooperatif ana sözleşmesine aykırı olarak şerefiye bedellerini belirlediklerinin, genel kurul toplantısına tüm üyeleri çağırmadıklarının, genel kurul toplantı tutanaklarını toplantıdan sonra imzaya sunduklarının, kooperatif malı olan binaları karşılıksız olarak kullandırdıklarının, kooperatif bahçe duvarının yıkılan kısmının maliyetini belirlemediklerinin, aidatlarını düzenli olarak ödemeyen ortaklarla ilgili olarak gerekli yasal işlemleri yapmadıklarının sabit olduğu, şüpheliler hakkında inceleme raporunda belirtilen delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sonuç: Mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 06.05.2009 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy