(2313 S. K. m. 23) (765 S. K. m. 59, 81) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (5237 S. K. m. 7, 49, 191) (5252 S.K. m. 9) (5275 S. K. m. 122) (2709 S. K.m. 40) (5271 S. K. m. 34, 231, 232) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK 07.11.2006 T. 2006/6-213 E. 2006/229 K.)
Dava: İzinsiz hint keneviri ekmek suçundan sanık Şerif Kurt'un, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanun'un 23/son, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59, 81/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4, 5. maddeleri gereğince 3.813.810.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, ödeme emrinin tebliğinden itibaren ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında zam ilavesine dair, Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.02.2005 tarihli ve 2003/754 esas, 2005/23 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 2313 sayılı Kanun'un 23/son, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59, 81/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4, 5. maddeleri gereğince 3.813.810.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, bu süre zarfında hükümlüye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilmesine, denetimli serbestlik sisteminin gereklerine uygun davranılmaması halinde cezanın infaz edilmesine dair, aynı Mahkemenin 29.03.2006 tarihli ve 2003/754 esas, 2005/23 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 10.09.2007 gün ve 45504 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2007 gün ve KYB. 2007-190007 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre,
1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08.03.2006 tarihli ve 2006/1479 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın üzerine atılı suçun niteliğine, iddianame de olayın anlatılış biçimine göre, eylemin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 23/son maddesi kapsamında kaldığı ve maddede öngörülen cezanın üst sınırının 5237 sayılı Kanun'un 49/1. maddesi uyarınca 20 yıl olup, Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçlardan bulunduğu cihetle, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, davaya devam edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasının, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde deşiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
3- 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 122. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış bulunması karşısında, 647 sayılı Kanun'un 4786 sayılı Kanun'la değişik 5/5. maddesi uyarınca ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesinde belirtilen gecikme zammının yarısı oranında gecikme zammı ilavesine karar verilmesinde,
4- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmedilecek tedavinin, şifa buluncaya kadar sürmesi gerektiği, mahkemece herhangi bir süreye tabi tutulamayacağı cihetle, infazı kısıtlar şekilde sanığın 1 yıl süre ile tedaviye tabi tutulmasına karar verilmesinde,
5- Suç tarihinden sonra ve hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tekerrür nedeniyle herhangi bir artırımın öngörülmediği gözetilmeden, yürürlükte bulunmayan 765 sayılı Kanun'un 81. maddesi uyarınca cezada artırım yapılmasında, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 gün ve 2006/213 Esas, 229 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir.
Sonuç: Dosyanın yapılan incelemesinden sanığa, yasa yolu, süresi mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye gönderilmediği ve bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13.02.2008 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy