(5271 S. K. m. 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 170, 174, 309)
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılıktan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.05.2007 tarihli ve 2007/1359-2052-1111 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.05.2007 tarihli ve 2007/223 iddianamenin değerlendirilmesi sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Alanya Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2007 tarihli ve 2007/224-224 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 04.10.2007 gün ve 50412 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2007 gün ve KYB. 2007-219738 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede,
Dosya kapsamına göre; suça konu eserler üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulu tarafından incelemesi yapılarak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına girip girmediği tespiti gerekirken idareye bağımlı Müze Müdürlüğü tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak dava açılması ve katılan sıfatının kamu davası açıldıktan sonra mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
Somut olayda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na aykırılıktan dolayı kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında tüm delillerin toplanmış bulunduğu, keşif hususunun ise hakimin yargılama sonucunda vereceği karar yardımcı olması amacıyla, onun takdirinde yapılan delil toplama işlemi olduğu, keza 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 83 ve devamı maddelerinde de bu hususa işaret edilerek keşfin, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacağının öngörüldüğü, kural olarak keşfin hakim tarafından yapılacağının belirtildiği, hangi olayda keşif yapılmasına ihtiyaç duyulacağının hakim veya Cumhuriyet savcısınca farklı değerlendirilebileceği, Cumhuriyet savcısının sadece gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu yetkisinin bulunduğu, mümkün olduğunca, gecikme halinde delilin kaybolması ya da değişmesi söz konusu olacaksa ve derhal hakim tarafından keşif yapılma olanağı bulunmuyorsa, Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gerektiği, aksi halde bu hükmün geniş yorumlanarak, gecikmesinde sakıncalı hal olup olmadığına bakılmaksızın her olayda Cumhuriyet savcısı tarafından keşif yapılması gerekeceği, somut olayda suçun niteliği de göz önüne alındığında gecikmesinde sakınca bulunan halden söz edilemeyeceği ve katılanın fazladan gösterilmiş olmasının iade nedenleri arasında sayılamayacağı cihetle, itirazın bu gerekçelerle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Alanya Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.05.2007 gün ve 2007/224 D. İş Esas, 2007/224 D. İş Karar sayılı kararının CMK.'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 09.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy