(1086 S. K. m. 113/A) (2004 S. K. m. 341) (5252 S. K. m. 7) (5326 S. K. m. 20)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 30 Temmuz 2003 gün ve 25184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı kanunun 96. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 341. maddesinde; "Çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının icrası sırasında çocuğu gizleyen ya da ilamın veya ara kararının icrasından sonra tekrar kaçıran borçlu ile bu fiillere bilerek iştirak edenler, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikayeti üzerine, tetkik mercii tarafından, iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar." hükmünün öngörüldüğü ve davaya bakma görevinin tetkik merciine ait bulunduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde davayı sonuçlandırıcı nitelikte hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, ancak hükümden sonra yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 7. maddesi uyarınca, sanığın eylemine uygulanabilecek idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2-d maddesinde yazılı soruşturma zamanaşımının dolmuş olması karşısında dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinde hukuki yarar olmadığından, anılan maddenin 1.fıkrası uyarınca ilgili kişiye İdari Para Cezası Verilmesine Yer Olmadığına, 23.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy