(4389 S. K. m. 22) (765 S. K. m. 59, 80) (5237 S. K. m. 53)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Kabule göre, zimmete konu dövizler yönünden her bir eylem tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kuru yerine döviz alış kurunun hükme esas alınarak banka zararı ile buna bağlı olarak adli para cezasının, keza karar tarihi itibariyle ödettirilmesine karar verilen banka zararı üzerinden hazine lehine binde 54 oranında nisbi harç karşılığı 39.707 YTL. yerine yazılı şekilde 3970 YTL. olarak nisbi harcın noksan tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1- Mahkemece aldırılan ve hükme dayanak yapılan bilirkişi heyetinin 3.1.2004 tarihli raporunda sanığın dava konusu işlemler tek tek incelenip açıklanmadan, eylemin banka hesaplarının incelenmesi sonucu tespitinin mümkün bulunmadığı, ancak yapılacak bir ihbar neticesinde tespit edilebileceği, nitekim olayın mudilerin şikayeti üzerine açığa çıktığı belirtilmiş ise de,
Dosya kapsamına göre şube müdürünün şüphelenerek, şubedeki diğer bazı görevlilerle birlikte 7.6.2001 günü mesai bitimine doğru usulsüz işlemlerin yapıldığını tespit ettiği, sanığın da zimmete konu eylemlerinin öğrenildiğini hissetmesi sonucu 8.6.2001 günü işe gelmemesi ve telefonlara da cevap vermemesi üzerine şube içinde yapılan incelemelerle sanık tarafından zimmet eylemlerinin gerçekleştirildiğinin tespit edilip aynı gün teftiş kuruluna bilgi verilerek soruşturmaya başlanıldığı, banka müşterilerinin ise bu tarihten sonra paralarının akibeti için banka şubesine dilekçeler verdiklerinin anlaşılması karşısında,
4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 23.06.1999 tarihinden önceki eylemlerinin zimmet suçu olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, banka zararının tespitinde anılan tarih ve sonrasında zimmete geçirilen paranın esas alınması gerektiği gözetilerek, sanığın eylemlerinin normal denetim ve bankada mevcut kayıt ve belgelerin karşılaştırılması ve kontrolü sonucu tespit edilip edilemeyeceği, suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3 maddesinin ikinci cümlesinde yer alan ....suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle... işlenip işlenmediği, sanığın attığı taklit imzalar ile müşterilere ait banka kayıtlarındaki tatbik imzalar arasında fark bulunup bulunmadığı hususlarında bankacılık konularında uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yaptırılıp, düzenlenecek rapor sonucuna göre varsa nitelikli zimmet ve basit zimmete konu eylemlerin her bir işlem itibariyle ayrı ayrı olmak üzere tarihleriyle birlikte duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespitiyle ve yalnızca nitelikli zimmete konu eylemlerden oluşan zararın para cezasının uygulanması bakımından dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönüyle yetersiz olan bilirkişi raporuna itibarla oluş ve dosya kapsamına uymayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm tesisi,
2- Sanık hakkında lehe olduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK.'nın 59 ve 80. maddeleri uygulandığı halde 5237 sayılı TCK.'nın 53. maddesinin tatbiki suretiyle karma uygulama yapılması,
3 - Hüküm tarihi itibariyle ödettirilmesine karar verilen zarar miktarı üzerinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca müdahil lehine nispi vekalet ücretinin 34.206 YTL. yerine 39.707 YTL. olarak fazla tayini,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 06.10.2010 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy