(5326 S. K. m. 26)
3194 sayılı İmar Kanunu'na aykırılıktan Marmara İlke Yapı Denetim A.Ş'nin, 330 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına dair, Gebze Belediye Encümenince verilen 23/08/2005 tarihli ve 2005/1515 sayılı karara karşı vuku bulan başvurunun süre yönünden reddine ilişkin, Gebze 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2007 tarihli ve 2006/72 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 22.11.2007 gün ve 59447 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2007 gün ve KYB. 2007/267808 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 26/1. maddesinde öngörüldüğü üzere Belediye Encümen kararında ve bu kararın tebliğine ilişkin evrakta idari yaptırım kararına karşı başvurulacak kanun yolu, mercii ve süresinin açık bir şekilde belirtilmemiş olması ve muteriz vekilinin itiraz dilekçesinde encümen kararının tebliğinden itibaren süresi içinde Kocaeli İdare Mahkemesine iptal davası açtıklarını, anılan Mahkemece görevsizlik kararı verilmesinden sonra da yine kanuni süresi içinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurduklarını bildirmesi karşısında, başvurunun esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. Maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı da kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulabileceğine Muvaffak Tatar'ın karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Gebze 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/72 müteferrik sayılı kararının CMK. nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yapılmasına, 29.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. - 2010/58 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 12. maddesi ile 01.06.2005 tarihinde, 765 sayılı TCK.nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı TCY ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle, suç ve yaptırım sistemimiz önemli ölçülerde değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCY'da 765 sayılı TCY'daki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek bir kısım kabahatler anılan yasada suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise ceza yasası kapsamından çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Yasası kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak ayrıca düzenlenmiş, böylece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ile kabahatler hakkında, farklı düzenlemeler yapılmış olup, belirtilen bu düzenlemeler ile suçlar ve kabahatler yönüyle, her biri için, kendine özgü ayrı bir yargılama ve yasa yolu getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörüldüğünden, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yolu olduğu açıktır.
5326 sayılı Kabahatler yasasında, anılan yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolları düzenlenmiş olup, kanun koyucu kabahatler1e ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere başka yasalara atıfta bulunan düzenlemelere de yer verildiği halde, 5271 sayılı yasanın 309. maddesinde düzenlenen ve istisnai kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna kabahatler için de gidilebileceğine dair atıf yapan düzenlemeye Kabahatler Yasasında yer vermemiştir.
Dairemizce de, önceleri benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ve yukarıda belirtilen nedenler uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğini düşündüğümden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görmediğim kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, karar verilmesi gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy