(4389 S. K. m. 22) (5237 S. K. m. 247) (765 S. K. m. 102) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Zimmet suçundan şüpheliler Y.A., A.İ.E., H.Ö., O.N.E., M.E., H.B.O., M.H., E.A. ve A.T. haklarındaki soruşturma evresi sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.10.2005 tarihli ve 2005/126808 - 71415 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii Sincan Ağır Ceza mahkemesi Başkanınca verilen 20.04.2006 tarihli ve 2006/49 değişik iş, 2006/995 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 29.02.2008 gün ve 13368 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2008 gün ve KYB. 2008-62140 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, müşteki Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü vekilince verilen 09.02.2004 tarihli ve 201 sayılı dilekçe ile anılan Bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyeleri ile ticari krediler müdürü ve şube müdürü olan sanıklar tarafından S...Anonim Şirketine usulsüz krediler kullandırılarak Bankanın zarara uğratıldığından bahisle, haklarında kamu davası açılmasının talep edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, sanıkların eylemleri görevi kötüye kullanmak ve hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal olarak nitelendirilmek suretiyle, suçun türü ve tarihi itibarıyla 4616 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4.maddesinde yazılı 5 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, anılan takipsizlik kararına yönelik itirazın mercii Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca reddedildiği,
Adı geçen Banka vekili tarafından verilen 11.10.2005 tarihli dilekçe ile sanıkların eyleminin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.05.2005 tarihli ve 2004/11-158 esas, 2005/58 sayılı ilamı doğrultusunda, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3.maddesinde belirtilen zimmet suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olup, 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı belirtilerek, sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247 ve 4389 sayılı Kanun'un 22/3.maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmasının talep edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, daha önce kesinleşen takipsizlik kararının ele alınabilmesi için, yeni delillerin orta çıkması ve itirazı reddeden mahkeme başkanının dava açılması için izin vermesi gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
Sanıkların eylemleri ile ilgili olarak kamu davası açılması için yeterli delil bulunduğu ve mevcut delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargıtay cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden,
Sonuç: Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2006 gün ve 2006/491 esas 2006/995 Karar sayılı kararının, CMK. nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 03.10.2011 gününde M. Tatar'ın değişik gerekçesi ve oybirliği ile karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
Kanun Yararına Bozma isteminin, 4389 sayılı Bankalar Kanununun yürürlüğünden sonra gerçekleşen eylemler bakımından kabulü görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy