(1412 S. K. m. 321)
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, sanık müdafiin oluşa, sübuta ve sair yönlere ilişkin, bozma nedenleri dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
.....’un vadeli döviz hesabındaki işlemleri cüzdanına yazdırmak üzere 20.6.2005 tarihinde gittiği ..... Şubesinde hesabının internet üzerinden kapatıldığının bildirilmesi üzerine sanığın çalıştığı şubeye yönlendirildiği, yapılan araştırma sonucu sanığın kendi sicili ile interaktif bankacılık yoluyla anılan hesabı başka bir mudinin hesabına aktararak kapattığının tespit edilmesi üzerine izinde olan sanığa sorulduğunda 2002 yılından beri benzer işlemler yaptığını ifade etmesi ve bankaca yaptırılan soruşturma sonucunda sanığın 2000-2005 yılları arasında 14 ayrı hesapta elliden fazla işlemle yaptığı dava konusu usulsüz işlemlerinin tespit edildiği, soruşturma raporuna göre diğer personelin de şifre güvenliğine riayet etmeyerek kusurlu davrandığı, sanığı denetlemekle görevli personelin görevini gereği gibi yapmadığı ve sanığın ürettiği fişlerin gün sonunda kontrol edilmediğinin belirtildiği,
Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda ise sanığın dava konusu işlemleri sahte tediye fişleri düzenleyerek, bazı müşterilerden habersiz bankamatik kartı çıkarıp sahte imzalarla teslim alarak, interaktif bankacılık işlemleri yaparak, mudi .....’ın bir fişteki imzasını fotokopi yoluyla beyaz kağıda çekip dilekçe şekline getirerek postaneden bankaya müşteri talimatı gibi fakslayıp şubede buna göre işlem yaparak, çalışma arkadaşlarına tanıdığı müşterilerin serviste beklediğini söyleyip usulsüz ödemeler yaptırarak, hesaplarını takip edemez hale geldiğini bildiği müşterilerin hesaplarını zimmetine geçirerek atılı suçu işlediği; fiillerinin kolayca anlaşılabilir nitelikte bulunmadığı ve hileli davranışlarla zimmetin açığa çıkmamasına yönelik eylemlerde bulunduğu kanaatinin yanında, sanığın fişlere attığı sahte müşteri imzalarının bazılarının birbirine benzediği, bazılarının ise açıkça çok farklı olduğunun ifade edilmesi karşısında,
Sanığın eylemlerinin normal denetim ve bankada mevcut kayıt ve belgelerin karşılaştırılması ve kontrolü sonucu tespit edilip edilemeyeceği, suçun banka dışı araştırmayı gerektirecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenip işlenmediği, sanığın attığı taklit imzalar ile müşterilere ait banka kayıtlarındaki tatbik imzalar arasında fark bulunup bulunmadığı hususlarında bankacılık konularında uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yaptırılıp, yalnızca nitelikli zimmete konu eylemlerden oluşan zararın para cezasının uygulanması bakımından dikkate alınacağı gözetilerek her bir işlem itibariyle ayrı ayrı olmak üzere nitelikli olup olmadığı tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönüyle yetersiz olan bilirkişi raporuna itibarla ve “sanığın güvenlerini sağladığı müşterilerin boş dekontlarına imzalarını alıp bunları kullanarak zimmet eylemlerini gerçekleştirdiğinden” bahisle bütün eylemlerin bu şekilde işlendiği anlamına gelecek şekilde oluş ve dosya kapsamına uymayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, yakalama kararının kaldırılması talebinin reddine, 23.12.2009 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)