(765 S. K. m. 102) (4926 S. K. m. 3, 4) (5607 S. K. m. 3)
Dava ve Karar: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sonuç: Zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 12/04/2005 günü itibariyle temyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren 765 sayılı TCK.nun 102/4 maddesinde öngörülen zamanaşımı tahakkuk ettiğinden hükmün BOZULMASINA, anılan madde uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 20.02.2012 günü oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
AĞRI
1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2005/157
KARAR NO: 2007/681
SUÇ YERİ: AĞRI
SUÇ TARİHİ: 28/01/2005
KARAR TARİHİ: 21/11/2007
Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanıklar hakkında Ağrı C.B.S.'nın 17.02.2005 tarih ve 2005/146 iddia nolu iddianamesiyle 4926 sayılı yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmıştır.
Sanık U. Ş. savunmasında; Gezmek amacı ile gittiği Hindistan'dan Türkiye'ye dönüşte suça konu takı malzemelerinin çoğunluğunu hediye amaçlı olarak satın aldığını, aldığı yerden fatura aldığını, gümrükten girdiğini, eşyalara faturasını pasaportu ile birlikte görevliye uzattığını, görevlinin evraklara göz atıp sonraki kulübeye gönderdiğini, başka bir işlem yapılmadığını, suçsuz olduğunu savunmuştur.
Sanık T. Ü. savunmasında: Eşyaların U.a ait olduğunu, kendisinin U.ın seyahat arkadaşı olduğunu, hediyelik eşyalar ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Hazırlık aşamasında sanıklara gümrüğün bildirdiği değer üzerinden ön ödeme tebliğ edilmiş, sanıkların nüfus ve adli sicil kayıtları getirtilmiş, suça konu eşyalar üzerinde bilirkişi nicelemesi yaptırılmış, sanıkların suç tarihi itibari ile yurda girip girmedikleri, girmişlerse muhafiyet hakkı bulunup bulunmadıkları, suça konu eşyaların ticari mahiyet arz edip etmediği gümrük müdürlüğünden sorulmuş, yine aynı hususta yani eşyaların ticari mahiyette olup olmadığı, yada zati ve hediyelik eşya statüsünde bulunup bulunmadığı noktasında gümrük görevlisi bilirkişi keşif sırasında talimat mahkemesince dinlenmiş, bilirkişinin bildirdiği cif değerler üzerinden yeniden gümrüklenmiş değer hesaplanmış ve bu değer mahkumiyete esas alınmıştır. Hazine vekilinin gümrük müsteşarlığı adına yaptığı müdahale talebi de kabul edilmiştir.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında; Her ne kadar sanık T. Ü. hakkında bireysel ticari kaçakçılık suçundan kamu davası açılmış ise de; Sanığın suça konu eşyaların sahibi olduğuna, bu eşyalara ortak olduğuna dair yargılama aşamasındaki savunmasının aksini doğrulayacak hazırlıktaki inandırıcı görülmeyen ve dosya kapsamı ile de bağdaşmayan beyanı dışında başkaca delillerin bulunmadığı, olay tutanağının bu hususu açıklamakta yetersiz kaldığı anlaşılmakla, delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi, sanık U. Ş.'nın ise bilirkişi beyanına göre kaçak olduğu anlaşılan ve sanık U.'ın ikrarı ile de sübuta eren yabancı menşeli ve kaçak eşyaların temin edip bulundurduğu ve taşırken yakalandığı anlaşılmakla, gümrük yazısı ve bilirkişi raporlarına göre atılı suç sübuta erdiğinden 4926 sayılı yasanın 3/a-4 bendi delaletiyle 4/a-2-4 bendleri ve 4/3-4 fıkraları gereği cezalandırılmasına karar verilmesi, suça konu eşyaların zoralımına hükmedilmesini mütalaa etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; 28.01.2005 tarihinde bir yolcu otobüsünde yapılan aramada bir valiz içerisinde suça konu süs eşyaları ele geçirilmiştir. Tutanağa göre süs eşyalarının sanıklara ait olduğu anlaşılmaktadır. Ancak hangi miktarın hangi sanığa ait olduğu yada tüm eşyalarda ortak olup olmadıkları hususunda tutanakta herhangi bir netlik bulunmamaktadır. Her ne kadar sanıklar kolluktaki beyanlarında, suça konu eşyaları ortak aldıklarını söylemiş iseler de, kolluk beyanı müdafii huzuru ile alınmadığı gibi her iki şahsın beyanlarının içeriği dikkate alındığında aynı olduğu ve mahkememizde kopyalanıp yapıştırılan ve sanıkların ayrı ayrı her birinin tam anlamı ile ifadelerini yansıtmayan ifade tutanağı durumunda bulundukları kanaatini uyandırmıştır. Bu nedenle hazırlı beyanlarına itibar edilmemiş, sanıkların yargılama aşamasındaki beyanları delil olarak değerlendirilmiştir Zira yakalama tutanağında da eşyaların tek bir valizde ele geçmiş olması ve başkaca bir ayrıntı bulunmaması mahkememizin bu kabulünü destekler mahiyettedir. Biran için mümzi tanıkların dinlenmesi: gerektiği düşünülebilir ise de, olayın ilk sıcaklığıyla ve yargılamanın ilk aşamalarında mümzi tanıklar dinlenmemiş olduğundan ve tutanaktaki jandarma görevlilerinin 2006 yılında tayinleri çıktığı anlaşıldığından olayın üzerinden geçen zaman ve aynı karakolun bir yıl içerisinde en az 500-600 kaçakçılık olayına müdahale etmesi ve tutanaklandırması nazara alınarak tutanak tanıklarının tutanak haricinde ekstra bir bilgi veremeyecekleri, verseler de bunun çokta inandırıcı olamayacağı kanaatine aldığından bu yola gidilmemiştir.
Dosyadaki keşif ve bilirkişi beyanlarına göre, suç eşyaları yabancı menşeli ve kaçaktır. Aslında sanıklarda bunu doğrulamaktadır. Hindistan'dan alındığı söylenen suça konu eşyaların gümrükten yasal olarak yurda sokulduğuna dair herhangi bir belge sanıklar tarafından ibraz edilemediğinden eşyalar kaçağa kalmıştır. Sanık U. Ş.'in ikrarı, suça konu hediyelik eşyaların tek valizde ele geçmesi ve diğer sanık T.'un mahkemedeki beyanı nazarı alınarak, sanık U.'ın mahkumiyetin karar verilmiştir. Yine aynı gerekçelerle
Sanık T. Ü.'ün suça konu eşyaların sahibi olduğuna ya da bu eşyaları satın alıp bulundurduğuna ya da taşıdığına dair savunmasının aksine kanıtlar bulunmadığından beraatine hükmedilmişler.
Gümrük Müdürlüğü yazılarına göre, sanıklar 28.01.2005 tarihinde gümrükten girmiş olup, suça konu eşyalara ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmıştır. Ticari mahiyet arz etmemek şartıyla 300 Euro'ya kadar muhafiyet hakkı bulunduğu bildirilmiş, 06.04.2007 tarihli hükme esas alınan keşif zaptındaki bilirkişi E. O.'ın beyanına göre, eşyaların miktarı nazara alındığında ticari amaç arz ettiği bildirilmiş, böylece suç oluşmuştur.
Suça konu eşyalar ticari amaç arz ettiğinden eylem yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5607 sayılı yasanın 3/5 maddesine göre de suçtur.
Dosya içerisinde iki ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ancak bu bilirkişi incelemelerinin eşyaları tek tek ayırt ederek her birinin incelenerek ayrı ayrı cif değer bildirilmediği ve ticari mahiyet arz edip etmediği hususunda herhangi bir inceleme yaptırılmadığı anlaşıldığından mahkememizce talimat yolu ile yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 06.04.2007 tarihli keşifteki bilirkişi beyanları nazara alınarak hüküm tesis edilmiş, yine kaçakçılık bilirkişisinin cins cins bildirdiği cif değerler üzerinden gümrüklenmiş değer getirtilerek 28.09.2007 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit varakası hükme esas alınmıştır.
5607 sayılı yasaya göre asgari hatten ceza tayin edilse bile ve tayin edilen hapis cezası paraya bile çevrilse sonuç ceza asgari 1080 YTL adli para cezasıdır. Oysa 4926 sayılı yasaya göre, sanık U.'a hükmedilmesi gereken ceza 1.482 YTL tazmini nitelikte adli para cezasıdır. Bu karşılaştırmaya göre bir bütün olarak 4926 sayılı yasa sanık U. yararına olduğundan uygulanmıştır.
HÜKÜM:
A- Her ne kadar sanık T. Ü. hakkında bireysel ticari kaçakçılık suçundan kamu davası açılmış ise de; atılı sucun sanık tarafından işlendiğinin sübuta ermemesi nedeni ile CMK 223/2-e maddesi gereği BERAATİNE.
B- 1- Sanık U. Ş.'ın üzerine atılı bireysel ticari kaçakçılık suçunu işlediği sabit olmakla 4926 sayılı kanunun 3/a-2, 4 maddesi delaletiyle 4/a-2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer göz önüne alınarak suç konusu eşyaların gümrüklenmiş değerinin 3 katı olan 4.446 YTL. Tazmini mahiyette ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2- Sanıkta yakalanan söz konusu eşyaların gümrüklenmiş değeri suç tarihi itibari ile mahkememizce pek hafif kabul edilmekle sanığa verilen ceza 4926 sayılı yasanın 4/3 maddesi gereğince takdiren 2/3 oranında indirilerek sanığın 1.482 YTL tazmini mahiyette ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA.
3- Sanıkta yakalanan ve kaçak olduğu anlaşılan 2393 adet çeşitli markalarda imitasyon bilezik ve kolyelerin 4926 sayılı yasanın 4/4 maddesi gereğince MÜSADERESİNE.
4- Sanığa verilen sonuç para cezası üzerinden hesaplanan 80 YTL, Nispi harcın sanıktan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA.
5- Müdahale dilekçesi veren kendini vekil ile temsil eden keşfe katılan müdahil tarafına sanığa verilen ceza ve suça konu sigaraların cif değeri toplamı üzerinden toplam 450 YTL. vekalet ücreti TAKDİRİ ile, bu ücretin sanıktan alınıp müdahil idareye VERİLMESİNE.
6- Karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin İç İşleri Bakanlığına bilgi amaçlı GÖNDERİLMESİNE.
C- Hükme esas alınan 06.04.2007 tarihli talimat mahkemesince yaptırılan keşif gideri 70 YTL ve bilirkişi ücreti 50 YTL ile posta gideri 530 YTL, davetiye gideri 7 YTL olmak üzere toplam 132.30 YTL yargılama giderinin mahkum olan sanık U. Ş.'dan tahsiline. Hükme esas alınmayan ve sanığın sarfına sebebiyet vermediği kesif giderleri ile beraat eden sanık yönünden yapılan posta ve davetiye giderlerinin kamu üzerine BIRAKILMASINA.
D- Beraat eden sanık T. Ü. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden sanık yararına 2007 yılı Avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/5 madde ve fıkrası gereği 450 YTL maktu vekalet ücreti takdiri ile bu ücretin hazineden alınıp sanık T. Ü.'e verilmesine.
Dair sanıkların ve hazine vekilinin yokluğunda, sanıklar müdafiinin yüzüne karşı, C. Savcısı huzuru ile ve talebine uygun olarak 7 gün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy