(4389 S. K. m. 22) (5237 S. K. m. 247)
Dava ve Karar: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan vekili hakim tarafından görülerek 12.12.2007 tarihinde havale edilen dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğinden, sanık T. D. müdafiinin temyizine hasren yapılan incelemede:
Sanık hakkında düzenlenen 29.12.2004 tarihli iddianamede, Atatürk Havalimanında bulunan banka şubesinde, sanığın görevlendirildiği döviz alım ve satımı yapılan bölümdeki kasasında ani olarak yapılan sayımda 3.183.139.841 TL ve 100 USD dövizin kasa fazlası olarak tespit edildiği, bu fazlalığın kendi adına efektif alım satımından kaynaklandığı, bankanın muhasebe kayıtlarına intikal etmesi gereken komisyonlar ve kur farklarından elde edilen para olup bu miktarı zimmetine geçirdiğinden bahisle zimmet suçundan cezalandırılması istenmiştir.
Sanığın sorumlu bulunduğu kasa hesabında yapılan inceleme sonucu kasa açığının bulunmadığı belirlenmiş olup, kasa fazlası miktarın zimmet oluşturduğu belirtilerek dava açılmış, gerek sanık hakkında düzenlenen iddianamede gerekse soruşturma raporunda fiilin bankaya ait olan ve sanığa tevdi i olunan veya muhafaza, denetim ya da sorumluluğu altında bulunan para üzerinde işlendiği konusunda bir iddia bulunmamaktadır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 22/3. maddesinde yer alan ... görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse ... hükmüyle zimmetin görevliye tevdi olunan veya muhafaza, denetim ya da sorumluluğu altında bulunan para veya sair varlıklar üzerinde işlenebileceği açıklanmış olup, dosya kapsamına göre sanığın yasada öngörülen zimmet eylemini oluşturacak şekilde fiili de bulunmamaktadır. Kaldı ki para kasada tespit edilmiştir. Buna göre sanığın iddia konusu eylemi, banka ile yaptığı iş sözleşmesine aykırı davranması sonucu oluşan hukuki ihtilaf niteliğinde olup, atılı suçu oluşturmamaktadır. Bu nedenle, beraatı yerine yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 07.04.2010 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy