(5271 S. K. m. 267, 268, 269, 270, 271, 309) (3213 S. K. m. 2, 12) (Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği m. 42)
Dava: Ruhsat veya işletme izni olmadan üretim faaliyetinde bulunulmak eyleminden ..... Anonim Şirketi'nin 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/5. maddesi uyarınca 821.704,00 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına yönelik Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İsleri Genel Müdürlüğü'nün 02.07.2007 tarihli ve 204146 sayılı idari yaptırım kararına itirazın reddine dair Zonguldak 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 14.11.2008 tarihli ve 2008/409 değişik is, 2008/61 değişik iş sayılı kararma yapılan itirazın keza reddine ilişkin Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.01.2009 tarihli ve 2009/21 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.03.2009 gün ve 15470 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2009 gün ve KYB. 2009/79155 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkûr ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü'nün 67/2005-06 sayılı Hammadde Üretim İzin Belgesi alanı dışında üretim yapıldığından bahisle 3213 sayılı Kanunun 12/5. maddesine aykırı davranmaktan .... Anonim Şirketi hakkında idari yaptırım uygulanmış ise de, Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü'nün 67/2005-06 sayılı Hammadde Üretim İzin Belgesine göre anılan Müdürlükçe yürütülen Zonguldak-Devrek duble yol yapım projesinde kullanılmak üzere kalker malzemesinin alındığı ve malzeme alınan söz konusu arazi üzerinde adı geçen şirketin 21.03.2006 tarihinden geçerli olmak üzere II. Grup (Doğaltaş-Mermer) Arama Ruhsatının bulunduğu, kalkerin 3213 sayılı Yasanın 2. maddesinde tanımlanan II. Grup madenler arasında yer aldığı, Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 42/son maddesi uyarınca Üretim veya işletme izni olmadan satış amacıyla ruhsatın ait olduğu grupta maden üretimi yapıldığı tespit edilen arama ve işletme ruhsat sahalarındaki üretim faaliyetleri durdurulur. hükmü uyarınca faaliyetin durdurulması ile yetinilmesi gerektiği, ayrıca İdari yaptırım uygulanamayacağı gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ve kabahatler hakkında yapılan düzenlemeler ile kendine özgü yargılama ve yasa yolları getirilmiştir.
5271 sayılı CMK. nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörülmüş olup, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yoludur.
Kabahatler Kanunu genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda 5271 sayılı Yasaya atıfta bulunduğu halde, verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolları; düzenlemesinde, 5271 sayılı CMK. nın 309. maddesinde yer alan kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğine dair bir atıfta bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenler ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. - 2010/58 K. sayılı kararı uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13.04.2010 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy