(1219 S. K. m. 41) (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 321, 322) (5237 S. K. m. 52)
Dava ve Karar: Diplomasız olarak diş hekimliği mesleğine ilişkin birden fazla şahsa muhtelif zamanlarda müdahalede bulunmak şeklinde gerçekleşen her eylemin ayrı suç olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde tek suç kabul edilerek uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
Ancak;
a) Sanık hakkında hükmolunan hürriyet bağlayıcı ceza alt sınırdan tayin olunduğu halde gerekçesi belirtilmeden tayin olunan adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak fazla tayini,
b) Tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda, dosya içeriğine uygun olarak; Sanığın buna ilişkin klinik hizmeti yaptığı veya iş yeri açtığı saptanamadığından meslek icralarının durdurulmasına dair karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, gerekçeli kararda;
Sanığın Diş hekimliği klinik hizmetleriyle ilgili iş yeri açtığı anlaşıldığından meslek icrasının durdurulmasına denmek suretiyle hükmün kavuşturulması, karıştırılması
c) 2009/2200 Emanet sırasında kayıtlı eşyalardan, bilirkişi C. Ö.'ün 25.9.2009 ve 13.10.2009 tarihli raporlarında Diş hekimliğinde kullanıldığı belirlenenler yerine tamamının müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının 5 gün adli para cezasına indirilmesine, 5237 sayılı TCK. nun 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL. den hesabıyla paraya çevrilerek 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, gerekçeli karardaki meslek icrasının durdurulmasına ilişkin bölümünün çıkarılmasına ve emanette kayıtlı eşyalardan, anılan bilirkişi raporlarında belirtilenlerin zor alımına, diğer eşyaların sahiplerine iadesine denmek suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına,
Sanık müdafiinin dolandırıcılık suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizine gelince;
Sanığın her bir mağdura karşı aldatıcı ve hileli davranışlarının nelerden ibaret olduğu, ayrıca bu davranışlara ilişkin kanıtların hangileri olduğu ayrıntısıyla açıklanmadan yetersiz gerekçe ile dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet kararı verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.12.2010 gününde 1219 sayılı yasadaki ve dolandırıcılık suçundaki bozma hususlarında oyçokluğu, sair yönlerden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
1219 sayılı yasanın 41. maddesinde kişisel çıkar amacı olmasa bile diplomasız olarak diş hekimliği mesleğine ilişkin her hangi bir muayene veya müdahale yapan diş hekimliği klinik hizmetleri ile ilgili iş yeri açanların meslek icraları durdurulur. Bu kimseler hakkında ......... cezasına hükmolunur. Dendiği gözetildiğinde iş yerinde birden fazla kişiye müdahale yapmak işin doğası gereğidir. Bir kişi tedavi edilsin diye iş yeri açılmaz. Sanık iştigal nedeniyle iş yerini açar. Burada kanun koyucunun amacı kişilerden ziyade diploması olan diş hekimlerini korumak için kamusal alanda bir düzen sağlamaktadır. Nitekim 1219 sayılı yasanın 1. maddesi T.C. dahilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Darülfünun'u Tıp Fakültesinden diploma sahibi olmak ve Türk bulunmak şarttır şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu suç kanun düzeninin sağlanmasına yönelik bir suç olması nedeniyle her eylem için ayrı ayrı ceza tayin edilemez. Muayene edilen kişinin sayısı önemli değildir. Aksi halde ceza adaletine uygun düşmeyen bir sonucun doğmasına sebebiyet verilir. Yüz kişi tedavi edildiğinde üç yüz sene ceza verilmesi sonucunu doğuracak bir uygulamanın vicdanları sızlatacağı açıktır. Ancak dava açıldıktan sonra sanık aynı suçu işlerse aynı bu suç oluşturması gerektiğini düşünüyorum.
Dolandırıcılık suçuna gelince;
Taraflar arasındaki ihtilaf hukuki bir ihtilaftır. Diş çekiminin sanığın evinde yapılması, iş yerinin bulunmaması, oluş ve taraflar arasındaki önceye dayalı ilişkiler dikkate alındığında somut olayda dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan aldatıcı nitelikte bir hile olmadığını gösterir.
İzah edilen nedenlerle de dolandırıcılık suçundan sanığın beraati gerektiği düşüncesiyle eksik araştırmaya yönelik bozmaya katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy