(5237 S. K. m. 64) (4389 S. K. m. 24) (5411 S. K. m. 164, Geç. m. 1)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: 1-) Katılan vekilinin beraat eden sanık H.D.'e yönelik temyizine göre yapılan incelemede;
Sanığın yargılama sırasında 08.09.2005 tarihinde vefat ettiği nüfus müdürlüğünün yazısından anlaşılmış olmakla davanın 5237 sayılı TCK.'nun 64/1. maddesi gereğince düşürülmesi yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
2-) 18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 24/2. maddesine göre Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür.
26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayıyı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle 22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK.'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı, 610 sayılı kararı kaldırılarak İstanbul için 8. Ağır ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesinde de 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK.'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1'inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.
HSYK.'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında HSYK.'nun 29.12.2003 gün, 610 sayılı ve 15.01.2004 gün, 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiş ise de; bu hükmün uygulanması için önceki mahkemenin görevli olması gerekir. halbuki bu yasa çıkarılmadan önce görevli mahkeme İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi değil, 5020 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesi gereği suçun işlendiği yer olan Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'dir.
Bu değişiklik uyarınca çıkarılan 610 ve 2 sayılı HSYK. kararlarında 681 sayılı HSYK. kararında olduğu gibi önceki mahkemelerin davaya devam edeceklerine dair bir karar alınmamıştır.
Sanıklar hakkında zimmet suçundan o tarihteki özel görev düzenlemesine uygun olarak 22.10.2002 tarihli iddianame ile bankanın merkezinin bulunduğu İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmış, aynı sanıklar hakkında Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan dava da irtibat nedeniyle bu dava ile birleştirilmiş, yargılama aşamasında 5020 sayılı yasayla yapılan değişiklik sonucu suçun işlendiği ildeki Ağır Ceza Mahkemesi görevli hale geldiği gerekçesiyle 27.01.2004 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi de yargılamanın geldiği aşama itibariyle görevsizlik kararı verilemeyeceğinden 12.03.2004 tarihinde karşı görevsizlik kararı vermiştir.
Oluşan olumsuz görev ihtilafı ile ilgili olarak Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararındaki gerekçeye göre İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar vermiştir. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, bu defa İstanbul'da banka zimmetinden doğan davalar için 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kurulduğu gerekçesiyle 07.07.2004 tarihinde görevsizlik kararı vermişse de 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce de yargılamanın geldiği aşama itibariyle görevsizlik kararı verilemeyeceğinden 19.07.2004 tarihinde karşı görevsizlik kararı vermiştir. Bu olumsuz görev ihtilafı sonucunda Yargıtay 5. Ceza Dairesi, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararındaki gerekçeye göre 2. kez İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararını kaldırmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde gerek 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK.'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesi ile HSYK.'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre 2001-2002 yıllarında Bursa'da işlenen Bankacılık Kanunu'ndan doğan zimmet suçunda görevli mahkeme Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesidir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin, katılan vekilinin, yerel Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sair yünleri incelenmeksizin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.05.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davaya bakan mahkemenin, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nce olumsuz görev uyuşmazlıkları sebebiyle 2 kez görevlendirilmesinden dolayı bu hususun giderildiği, yapılan yargılama neticesi hüküm kurulduğu, bu aşamadan sonra davanın esastan incelenmesi yerine 10.06.1942 gün ve 26-16 sayılı İçtihadı Bileştirme Kararına aykırı olarak görevsizlik kararı verilmesi yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy