(5411 S. K. m. 160) (5237 S. K. m. 5, 212, 247) (YCGK. 06.04.2010 T. 2010/7-38 E. 2010/79 K.)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Üye B.K.'ın temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulanan artırım oranının teselsül nedeniyle yapılan artırımda üst hadden uygulanmasının hak ve nefaset kurallarına aykırı olduğu şeklinde bozma yapılması hususundaki talebinin oyçokluğuyla reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşma sonunda toplanan deliller karar yerinde irdelenerek sanığın suçunun sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıda gösterilen sebepler dışında bir isabetsizlik bulunmamış olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü sair hususlara değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanığın fiş düzenlemeden ya da düzenlediği fişleri sonradan yok etmek suretiyle gerçekleştirdiği zimmet fiillerinin basit zimmet olarak kabul edilerek, 5411 sayılı Yasa'nın 160/2. maddesinin ikinci cümlesinde öngörüldüğü şekilde hürriyeti bağlayıcı ceza yanında tayin edilecek olan adli para cezasının belirlenmesinde basit zimmete konu miktarın dikkate alınmaması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında yazılı şekilde fazla adli para cezası tayini,
2-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 06.04.2010 tarihli ve 2010/38-79 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK.'nın 212. maddesindeki, Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur şeklindeki düzenlemenin genel hükümler arasında yer almaması nedeniyle, anılan yasanın 5. maddesi uyarınca özel yasalar açısından da uygulanabilme olanağı bulunmadığı ve sahtecilik suçunun 5411 sayılı Yasa'nın 160/2. maddesinde düzenlenen nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu gözetilmeden yazılı şekilde zimmet suçunun yanında ayrıca özel belgede sahtecilik suçundan da hüküm tesisi,
3-) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda düzenlenen zimmet suçu ile finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması suretiyle bankacılık sisteminin korunmasının amaçlandığı ve bu suçtan doğrudan doğruya zarar gören kurumun bankalar olduğu gözetilmeden müşteki A.Ö.'in anılan suçtan açılan davaya müdahil sıfatıyla kabulü ile lehine 1.250,00 TL maktu vekalet ücretine hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.'nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 03.11.2010 günü oybirliği ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığa verilmesi gereken 5411 sayılı kanunun 160/2. maddesinde öngörülen ceza 12 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkeme tarafından TCK.'nun 62. madde şartları değerlendirilerek; Sanığa takdiren ve teşdiden 16 yıl hapis cezası verilmiştir.
Teşdiden 16 yıl olarak belirlenen ceza TCK. 43/1. maddesine göre 1/3'den 4/3 kadar artırımda ise temel cezanın belirlenmesindeki teşditten ayrılarak en üst hadden ceza tayini ile temel cezanın da üst haddini aşacak oranda teşdidin kullanılması hak ve nesafet kurallarına aykırı görülmekle bu hususunda bozma konusu yapılması görüşüne uyulmaması nedeniyle ek muhalefetimi belirtirim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy