(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 231, 232) (5237 S. K. m. 7) (5320 S. K. m. 8)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Yargıtay CGK.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Sanığın yokluğunda verilen 18.06.2007 günlü kararda, başvuru yöntemi ve merciin belirtilmediği gibi davetiyede anılan hususların açıkça gösterilmediği, bununla beraber tebligatın aynı çatı altında oturan ancak ehil olup olmadığı tesbit edilemeyen kardeşine yapıldığı cihetle tebligatın usulsüz olduğu ve kararın kesinleşmediği ve bundan sonra yapılan işlemlerin hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, sanığın 18.06.2007 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelemesinde;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Yasanın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının olanaklı hale gelmesi ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile bir cümle eklenmesi karşısında, 5237 sayılı TCK.nın 7. maddesi gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanarak sonucuna göre uygulama yapılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy