(5237 S. K. m. 247)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dosyada mevcut banka müfettiş soruşturma raporundaki sanık ifadesine göre sanığın bir kısım mudilerin imzalı fişleri güven ilişkisi içinde aldığını ve zimmetine geçirirken bu fişleri kullandığını belirtmesi ve sahte olduğu ileri sürülen bir kısım tediye fişlerindeki mudi imzalarının, kendileri tarafından atıldığını belirtmesi karşısında, bu mudiler tanık olarak dinlenerek ve sanıktan da sorulmak suretiyle imzalı tediye fişleri nasıl verildiğinin açıklığa kavuşturulması, mudilerin imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmesi durumunda, mudilere ait bankada bulunan imza kartonları ile gerekirse diğer bankalar, noter tapu dairesi gibi kurumlarda bulunan imza örnekleri celbedilip, usulsüz işlemlerde mudiler yerine atılan imzalanır. Mudilerin eli ürünü olup olmadığı ve aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığı grafolojik inceleme yaptırılarak tespiti ile:
I- Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin basit yada nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmem bakımından;
A- Tediye fişinde mudi yerine atılan imzanın kabaca incelemede ve ilk bakışta sahte olduğu anlaşılıyorsa 5411 sayılı yasada basit zimmet kabaca incelemede sahte olduğu anlaşılamıyor ancak detaylı inceleme (bilirkişi - grafoloji uzmanı vs) sonucunda sahte imza atıldığı kanaatine varılabiliyorsa 5411 sayılı yasada nitelikli zimmet,
B- Tediye fişine kandırılarak mudi imzası alındıktan sonra kullanılmış ise 5411 sayılı yasada nitelikli zimmet,
C- Tediye fişinde mudi imzası yok ve boş ise 5411 sayılı yasada basit zimmet,
D- Tediye fişi imha edilmiş veya düzenlemede mal edilme gerçekleşmişse 5411 sayılı yasada basit zimmet,
E- Gişe yetkilisinin (limitinin) üzerinde olan işlemle mal edinme gerçekleşmişse 5411 sayılı yasada basit zimmet suçunu oluşturacaktır.
Yukarıda anılan hususlar nazara alınarak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de- yaptırılıp, her bir işlem bakımından ayrı ayrı basit/nitelikli zimmet olup olmadıklarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken eylemlerin tamamının basit zimmet kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2- Katılan vekili tarafından yargılama sırasında sunulan ve 22.02.2008 hüküm havale tarihli dilekçe ile sanığın mudi Mehmet Ali S.'ya karşıda zimmet fiilini gerçekleştirdiğinin iddia edilmesi karşısında buna ilişkin belgelerin Savcılığa gönderilerek dava açıldığı ve eylemin sübutu halinde bu miktarında zimmete dahil edilmesi gerekliğinin düşünülmemesi,
3- Ödettirilmesine karar verilen banka zararı üzerinden, karar tarihi itibariyle yürürlükle bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca katılan banka lehine nispi vekalet ücretine ve hazine lehine nispi harca hükmedilmemesi,
4- Karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesine göre maktu vekalet ücreti 2.200 TL olduğu halde yazılı şekilde fazla tayini,
5- Zimmete geçirilen paranın bir kısmının döviz cinsinden olması karşısında, her bir eylem tarihi itibariyle T.C.M.B.'nın uyguladığı efektif satış kuru esas alınarak zararın belirlenmesinin gerekliği gözetilmeksizin, müdahil banka müfettişinin hesapladığı rapor tarihindeki değeri esas alan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması.
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321 .maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2013 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy