(743 S. K. m. 645) (766 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında tapulama tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, iş incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında nizalı 898 parsel sayılı 430900 metrekare 899 parsel sayılı 126200 metrekare ve 900 parsel sayılı 159000 metrekare yüzölçümlerindeki taşınmazların tapu kaydına dayanılarak ayrı ayrı davalılar adlarına tesbit edildiği, itirazı tapulama komisyonunca reddedilen davacı Hazine'nin dava açtığı ve davalının dayandığı tapu kayıtlarının tescil hükmüne dayanılarak oluşturulduğu belirtilmiş ve Hazine tescil davasında hasım olmadığı için tescil hükmünün Hazine'yi bağlamayacağı gözönünde tutularak tescil hükmünün verildiği günde kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının davalı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan inceleme ve uygulama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Tapu kaydını oluşturan 15.11.1951 günlü tescil hükmünün kesinleştiği günde 6335 sayılı Kanun yürürlükte bulunmadığı için, taşınmazın miktarının yüz dönümden çok olmasına rağmen zilyedliğin vergi kaydı ile ispat zorunluluğu bulunmamaktadır. O günkü mevzuu hukuk gereğince verilen tescil hükmü ve ona dayanan tapu tescili zilyed yararına bu bakımdan kazanılmış hak teşkil eder. Bu itibarla bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir. Ancak hükmüne uyulan bozma kararında değinildiği üzere kazandırıcı zamanaşımına dayanan tarafın kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğinin varlığını Hazine'ye karşı ispatlaması gerekir. Mahkeme kazandırıcı zamanaşımına dayanan taraftan delil istememiş sadece yerel bilirkişi dinlemekle yetinmiştir. O halde davalı taraftan kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğinin ispatı için delilleri istenmeli tanık gösterdiği takdirde taşınmazın başında tanıkları dinlenmeli gerek mahkemenin dinlediği bilirkişiden ve gereçle gösterilecek tanıklardan bu kadar geniş arazinin hangi araç ve gerekçe ekilip biçildiği, o günkü zilyetin ekonomik koşullarının buna elverişli olup olmadığı, zilyetliğin hangi günde başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, zeminin ekonomik amacına uygun bulunup bulunmadığı sorulmalı ve bilirkişi ve tanıkların sözlerinin olaylara dayalı olması yönü üzerinde durularak bilgilerinin neye dayandığı soruşturulmalı, her ne kadar yukarıda açıklandığı üzere kazanılmış hak nedeni ile vergi kaydı ile zilyetliğin ispat zorunluluğu yok ise de, bu kadar geniş arazinin 1936-1938 gününde yapılan vergi yazımında yazım dışı kalmasının belli bir nedene dayanmak gerektiği gözönünde tutularak bitişik parsellerin vergi kaydı sayılarından yararlanmak suretiyle özel idareden vergi kaydı araştırılmalı ve vergi kaydının zilyetliğin ispatı yönünden; zilyet yararına takdiri delil miktar farkı bakımından da Hazine yararına delil olabileceği düşünülmeli, gerektiğinde vergi defteri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve bu şekilde kazandırıcı zamanaşımı koşullarının varlığı araştırılmalıdır. Diğer taraftan tescil hükmünün dayanağı olan harita Hazine'yi bağlamaz ise de; davalı tarafı bağlar. Harita tapu fen memuru tarafından yapılmış olup görünümü bakımından teknik kurallara uygun olduğu kanısını uyandırmaktadır ve ölçeği vardır. Haritada kırıkların açıları bellidir. Bu haritanın mutlaka nizalı parsellere uyma zorunluluğu bulunmamaktadır. Harita nereye ait ise tescil hükmü o yer için alınmış demektir. Ayrıca M.K.'nun 645/2. maddesi hükmünce arazi üzerindeki sınır ile harita sınırı arasında fark bulunduğu takdirde, haritaya değer verilir. Bu itibarla kenar uzunlukları bakımından taşınmazın kişi tarlaları ile bağlantısının kesilmiş olması halinde kenar uzunluğu nereye kadar gidiyor ise sınırın orada kesildiğinin kabulü zorunludur. Mahkemece bu esaslar gözönünde tutularak kenar uzunluklar ve açılar ve yol gibi değişmez nitelikteki sınırlar gözetilerek ve onlara değer verilerek harita yerine uygulanmalı ve buna göre yüzölçümü hesabı yaptırılmalı, miktar farkının yüzölçümü hesabında yapılan hatadan ileri gelip gelmediği incelenmeli ve sonucuna göre haritanın kapsamı belli edilerek nizalı parselleri içine alıp almadığı tesbit edilmelidir.
Sonuç: Mahkemenin bu yönleri gözetmemiş olması isabetsiz temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 73. maddesince harç alınmamasına oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy