(766 S. K. m. 58) (1086 S. K. m. 187)
Dava: Taraflar arasında tapulama tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hüküm Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyada ki kağıtlar okundu, tetkik hakiminin açıklaması dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Tapulama sırasında dava konusu taşınmaz imar ve ihyaya dayanılarak davalı taraf adına tespit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonu tarafından reddedilen davacılar, tapuları kapsamında kaldığını ileri sürmüş ve dava açmışlardır. Mahkemece dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine nizalı taşınmazın tesbit gibi tescil etmek üzere tapu sicil muhafızlığına iadesine karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Tapulama komisyonu tüm parseller hakkında bir karar içinde uyuşmazlığı çözümlemiş ve bu nedenle davacı tarafta toplu olarak dava açmıştır. Dava dilekçesinde parsel sayısı, davalının kim olduğu belirtilmiştir. Tapulama tutanağında adına tesbit edilen kişi davalının miras bırakanıdır. Nitekim adına tesbit edilen kişinin sonradan öldüğü mahkemece de saptanmıştır. Bu durumda gerçekten dava dilekçesinin düzenlenmesinde yasal noksanlıklar bulunmakta ise de; Tapulama Kanununun 58. maddesi aracılığı ile tapulama davalarında da uygulanması gereken HUMK. nun 187/7 maddesi hükmü uyarınca bu yön ancak ilk itiraz konusu olabilir. Davalı tarafından ilk itiraz ileri sürülmediğine göre mahkeme dava dilekçesine göre işin esasını incelemek zorundadır. Nihayet anlaşılmayan bir yön varsa davacıya açıklanabileceği gibi, adına tesbit edilenin başka bir mirasçıları varsa onları da davaya katmak üzere davacıya olanak tanıyabilir.
Sonuç: Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 73. maddesi uyarınca harç alınmasına mahal olmadığına 19.12.1980 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy