(743 S. K. m. 641) (766 S. K. m. 2, 33)
Dava ve Karar: Taraflar arasında tapulama tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki kağıtlar okundu, tetkik hâkiminin açıklaması dinlendi, gereği görüşüldü.
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında temyiz konusu 911 sayılı parselin davalı Hazine adına ve üzerindeki evin davacı Fikri'nin ait bulunduğu belirtilerek tesbit edildiği tapulama komisyonu tarafından itirazın reddedilmesi üzerine davacı Fikri tarafından satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava açıldığı, mahkemece yapılan araştırma, uygulama ve incelemenin yeterli bulunmadığı belirtilmiş ve denizin etkisi altında bulunan yerlerle kültür arazisi sayılan yerin belli edilmesi, deniz sınırının saptanması, denizden doldurulmuş ve denizden ayrılması mümkün olmayan yerlerin tapulama dışı bırakılmasına karar verilmesi, kültür arazisi sayılan yer üzerinde davacı yararına 766 sayılı Yasa'nın 33. maddesi koşullarının gerçekleşmiş olup olmadığının saptanması, iki kez yapılan keşiflerde zilyetliğe ait yerel bilirkişi sözlerinin çelişik bulunduğunun üzerinde durulması, kültür arazisi sayılan yerde davacının zilyetliğinin ne zaman başladığının, 1934 yılında bu yeri Hazine'den İsmail'in satın alıp almadığının Hazine'den bilgi istenmesi, tanıkların taşınmazın başında dinlenilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra bozma kararı çerçevesinde yapılan uygulama sonucunda davanın reddine, dava konusu 911 sayılı parselin davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Fikri tarafından temyiz edilmiştir.
Deniz kenarında bulunan ve denizden ayrılması ve ayrı olarak düşünülmesi mümkün olmayan ve olağan şartlar altındaki meteorolojik olaylara göre denizin etkisinde kalan ve denizden oluşan kıyıdaki kumluk, bataklık, kamışlık, sazlık, taşlık ve kayalık gibi yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap olunamaz. Ayrıca, İmar Kanunun bazı maddelerini değiştiren 1605 sayılı Kanunun ek 7. maddesi ile de, denizden dolmuş veya doldurulmuş yerlerin de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesi önlenmiş bulunmaktadır. Bozma kararı çerçevesinde yapılan incelemede nizalı taşınmazın tümü denizden doldurulmak suretiyle kazanıldığı uzman jeolog bilirkişi raporu ile saptanmıştır.
Sonuç: Bu nedenlerle davacının diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, bu durumda mahkemece nizalı taşınmazın Tapulama Kanunun 2. maddesi hükmünce tapulama dışı bırakılmasına karar verilmesi gerekirken bu yönden yanılgıya düşülerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş olması isabetsiz davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 766 sayılı Tapulama Kanunun 73. maddesi uyarınca harç alınmasına mahal olmadığına, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy